ÜRÜNÜNÜZÜN VAADİNİ GEREKÇESİYLE VERİN!

Hedef kitleniz üzerinde istediğiniz marka algısını oluşturmak zaman isteyen uzun soluklu bir maraton gibidir. Bütçe ise işinizi hızlandıran ve kolaylaştıran bir araçtır.

İletişim çalışmalarınızda kullanacağınız bir cümle, bir kelime veya bir görsel bile bazen markanız açısından son derece önemli olabilir. Vereceğiniz mesajda hedef kitlenin ne anladığı önemli, bizim ne anladığımız değil.

Dolayısıyla vaadinizi net bir şekilde gerekçesiyle ortaya koymalısınız. Eğer vaadinizi gerekçesiyle açıklamazsanız, zihin negatif gerekçe üretir. Sonuç olarak kusursuz olan ürününüz zihinde kusurluymuş gibi algılanmaya başlar. Böylece kontrolsüz iletişim ile beraber marka algısı düşmeye başlar. Kısaca vaadini ortaya koy-ispatla! Örneğin bu ürün bunu yapar çünkü…

Ayrıca ürünün vaadini verirken faydaya odaklanmak gerekir. Mesela bir sivrisinek ilacı reklamı yapacaksınız; o ilacın sivrisinekleri nasıl öldürdüğünden ziyade, sivrisinekler öldüğünden dolayı keyifli bir uykunun geçirilmesine odaklanılırsa hedef kitle üzerinde daha etkili olacaktır.

Hedef kitle üzerinde markanızın istediğiniz şekilde algılanması için özenle çalışmalı, çabalamalı, kafa yormalı ve tüketiciyi harekete geçirecek söylemler geliştirmelisiniz.

  • Hedef kitlenizi tanımadan,
  • İstek ve beklentilerini bilmeden,
  • Plaza camlarının ardında veya dört duvar arasında,
  • Reklamın iyisi kötüsü olmaz zihniyetiyle,
  • İç görüden uzak,
  • Estetikten yoksun,
  • Masa başı ezber sloganlarla,

Ancak bir çuval inciri berbat edersiniz.

Sonuç olarak;

Tüketicinizi anlayabilmeli, onların bile farkında olmadığı karşılanmamış ihtiyaçlarını görebilmeli ve satın alma kararlarını etkileyebilecek çalışmalara imza attığınız zaman başarılı olursunuz; bunun içinde durmayın, sahaya inin!

MARKA ALGISI

“Ürünler fabrikalarda, markalar zihinlerde üretilir.” der David Ogilvy. Ne de güzel söylemiş üstat. Yaptığım çok sayıda Pazar araştırmasında tüketicilerin satın alma tercihlerinde “Neden” sorusuna cevap vermekte zorlandığını veya cevap vermek istemediğini gördüm. Bunun temel nedeni de o markayla ilgili insanların içinde zamanla bazı duyguların ortaya çıkması ve o duyguların toplamı olan marka algısıyla tercih yapmasında saklıdır.

Duyu organlarımıza değen, zihnimize gelen her bilgi, haber, görsel, video, konuşmalar vs. o marka hakkında adeta nakış işler gibi algımızı şekillendiriyor. Logonun rengi bile algımızı şekillendiriyor. Mesela zihin mavi rengi güvenilirlikle bağdaştırıyor. Bu şekilde markalar ile ilgili zihnimizde olumlu veya olumsuz bir his oluşmaya başlıyor. Bu şekilde duyu organlarımızı kullanarak bireyler, olaylar veya kurumlara etiketler yapıştırırız. Tam da bu noktada marka yönetme süreci algıları yönetme ile başlar diyebiliriz. Marka algısını yönetmek, marka iletişimini yönetmekle aynı şeydir. Yani markanın tüm iletişim mecralarında, tutarlı ve sürdürülebilir bir strateji uygulamaktır.

Markalar pazardan daha fazla pay kapmak için algı savaşları yapıyorlar. Müşteri algısını etkileyip maksimum karı elde edip, piyasada kendilerine bir konum elde etmek istiyorlar. Bunun için legal veya illegal yollara da başvurabiliyorlar. Ortalama bir kişi günde 3000 adet reklama maruz kalıyor yani saatte 188, dakikada 3 reklam… Adeta markaların reklam bombardımanıyla karşı karşıyayız. Evimizde, yolda, otobüste, metroda, işyerimizde, tuvalette, banyoda, dişçide, bilgisayar başında, markette sıra beklerken, yolda yürürken veya arabamızla bir yere giderken… Bu durumda markalarında dikkat çekebilmek ve rakiplerinden sıyrılabilmek adına yaptığı daha sık ve daha çok bağırmak oluyor. Bunlarla da yetmiyor gibi bizlerde her gün konuşmalarımızın büyük kısmını yine markalara ayırıyoruz. Bunların hepsi zihnimizde her bir marka ile ilgili bir his oluşturuyor.

Mesela Mercedes kendisini prestijli bir marka olarak konumlandırarak yüksek profildeki tüketiciye sesleniyor. Her türlü pazarlama faaliyetini buna göre tasarlıyor. BMW’nin biraz daha sürüş keyfi üzerine odaklandığını ve temelde de ürün özelliklerini keyifli sürüş üzerine oturtarak geliştirdiğini görüyoruz. Volvo ise zihnimizde en güvenli otomobil olarak yer alıyor. Bir marka inşa etmek istiyorsanız, tüketicilerin zihnine bir kelime yerleştirmelisiniz. Tıpkı Mercedes gibi prestij, BMW gibi sürüş veya Volvo gibi Güvenlik… Belki de farklı bir marka Volvo’dan daha güvenliklidir; işte bu algıdır. Ancak tüketicide bu algıyı oluşturmakta uzun bir zaman alıyor. Algıları yönetende kitleleri yönetir.

 

HEDEF PAZARLARINIZI 12’DEN VURUN!

Firmalarımız için iç pazar bir noktadan sonra sınırlı kalınca büyümelerini devam ettirebilmek için dış pazarlara yelken açmak isterler. Bunun yanında birde devlet desteklerinin olması firmalarımızın dış pazarlara açılma noktasında iştahını bir kat daha kabartmaktadır.

Tam da bu noktada yapılması gereken boşa efor sarf etmemek için hangi ülkelerin daha avantajlı olacağının tespiti, yâda hali hazırda ihracat yapan bir firmanın hangi ülkelerde konumunu güçlendirmesi gerektiğinin belirlenmesidir.

Firmanın burada yapması gereken sadece ürününü en fazla ithal eden ülkeye yönelmek olmamalı, aşağıda sayacağım bazı parametreleri değerlendirerek mümkünse bir hedef Pazar matrisi oluşturmalıdır. Bu matriste kullanılabilecek parametreler:

ihracat-gemi-konteynir

Resim: falton.com.au

1. İthalat Hacmi: Hedef Pazar seçiminde ağırlığı en fazla olan parametredir. Hedef Pazar araştırmasına konu olan ülkelerin belli bir dönemde söz konusu ürünü ne kadar ithal ettikleridir.

2. İthalat Artış Oranı: İthalat hacmine ek olarak bakılacak bir diğer parametre ithalat artış oranıdır. İthalat hacmi birçok ülkeden fazla olabilir ancak son yıllarda sürekli bir azalış trendine girmişse düşünülmelidir. Ürünümüze olan ithalat talebi sürekli artan ülkeler daha avantajlı olacaktır.

3. Türkiye’nin İhracat Hacmi: Türkiye söz konusu ürünü o ülkeye ihraç edebilmeli ve bu ihracat hacmi ne kadar yüksekse Türk menşei ürüne talep o kadar yüksek olduğu anlamına gelir.

4. Türkiye’nin İhracat Artış Oranı: Türkiye’nin ihracat hacminin yüksek olmasına ek olarak her geçen gün Türk menşei ürüne olan talebin yükselmesi de önemli bir avantajdır.

5. Ortalama Gümrük Vergisi: Bazı ülkeler bazı ürünlerin ithalatında yüksek vergiler uygulayarak ülkesindeki üretici için korumacı önlemler alabiliyor. Eğer söz konusu ülke o ürünün ithalatını kısma yoluna gitmişse bu ülkeyi biraz daha alt sıralarda değerlendirmek gerekecektir.

6. Birim Tonaj Bedeli: Bu parametre ile daha fazla katma değerin yakalanacağı ülke belirlenir. Nitekim her ülkenin söz konusu ürün için ton başına ödediği bedel aynı değildir.

7. İthalat Yapılan Ülkelerin Çeşitliliği: Burada söz konusu üründe hedef ülkenin %80-90’ını bir iki ülke domine ediyorsa dikkat edilmelidir. Türkiye bu birkaç ülkenin içindeyse avantajdır.

8. Kentleşme Hızı: Bir ülkede kentleşme hızı artıyorsa konut sayısı da artıyor demektir. İnşaat sektörü bildiğimiz gibi asansörden pencereye, çelikten makineye kadar çok sayıda sektörü beslemektedir. Dolayısıyla şehirleşme hızı yüksek ülkeler avantaj sağlayabilir.

9. Yakınlık: Navlun maliyetlerini düşüren bir faktördür. Böylece fiyata yansıyacağından önemli bir parametre olarak ele alınabilir. Bunun yanı sıra zamana karşı dayanıksız olan ürün ihracatında yine yakınlık önemli bir parametre olarak karşımıza çıkıyor.

10. Nüfus Artış Hızı: İhraç edilecek ürünün hedefinde son kullanıcı varsa nüfusu büyüme trendinde olan ülkeler avantajlı olacaktır. Bu ülkelerde zamanla talep artacak anlamına geliyor. Ayrıca ürün belli bir yaş aralığına hitap ediyorsa o yaş aralığına bakmak gerekir.

11. GSMH Büyüme Oranı: Ülkenin ekonomik olarak büyümesi alım gücünü ve beraberinde talebi arttıracaktır.

12. Kredi Alma Kolaylığı: Eğer hedef kitle B2B ise ülkede ki işletmelerin yatırım harcamaları için kolay kredi alabilmeleri bir avantaj olacaktır.
Tüm bu parametrelere ve daha fazlasına internetten ulaşılabilir. Önemli olan bu parametreleri en optimum şekilde ağırlıklandırmaktır. Yapılacak ağırlıklandırma sektöre göre değişkenlik gösterebilir. Hatta sektörden sektöre parametrelerde de eklemeler, çıkartmalar ve değişiklikler yapılabilir.
Belirlenen hedef ülkelerde nasıl bir pazarlama stratejisi uygulanacağına da yerinde Pazar araştırması yapılarak karar verilmesi daha faydalı olacaktır. Böylece Pazar dinamiklerinin ve rakip uygulamalarının daha derin anlaşılması sağlanacak, bunun yanı sıra hedef kitle daha yakından tanınacak, segmentleri, beklentileri, ihtiyaçları ve karşılanmamış istekleri tespit edilebilecektir.

Pazarlamanın ayakta durabilmesi için inovasyon şart. Zaten pazarlama ve inovasyonu başarıyla yürüten firmalar bugün dünyaya meydan okuyor. Türkiye İnovasyon Haftası dolayısıyla temenni ediyorum ki katma değer sağlayacak bol bol inovatif fikirler hayata geçiririz.

OFİSE MUTLU GELMEK İÇİN EVİNİZDE UYGULAYABİLECEĞİNİZ 40 FENG SHUI TÜYOSU

Feng Shui evde veya ofisteki çevreyi doğa ile denge ve harmoni haline getirmek demektir. Çincede feng shui “rüzgar ve su” demektir. Feng Shui gerçek hayatta zaten sahip olduklarınızı daha iyi kullanmanızı ve hayatınıza daha iyi bir enerjik ortam getirmenizi sağlar.

Feng shui tekniklerine göre aşk hayatında mutluluğu yatak odasındaki değişikliklerle, bereketi ve bolluğu mutfakta, yaşamın akışında hareket ve canlılığı salonda, enerji dengesini pencere ve kapılardan gelen banyo ve tuvaletten giden enerji dengesindeki iyileştirmelerle geliştirebilirsiniz.

Feng shui öğretilerinde göreceksiniz ki bizim de kendi hayatımızda fark ettiğimiz, kendi kendimize düzelttiğimiz ama bir çoğunu es geçtiğimiz ev ve ofis içi düzenlemelerdir.

Feng shui ile evinizdeki birçok alanda iyileştirmeler yaparak bereket, ilişki, arkadaşlar, aile ve sağlık gibi birçok alanda kendinize can verebilirsiniz. Örneğin;

Para: Canlı çiçekler kullanın. Bu nakti tutmaya yardımcı olur.
İtibar: Ödüller, sertifikalar, iyi şans sembolleri kullanın.
İlişkiler: Herşeyi ikili kullanın. Koltuk, yastık, sandalye gibi.
Arkadaşlar ve gezi: Eğlenceli fotoğraf, resimler veya harita kullanın.
Kariyer: Kapı girişine işinizi veya tutkunuzu anlatan bir şey asın. Bir bilim adamı Einstein’dan bir yazı asabilir. Eğer müzisyenseniz bir enstruman asın.
Aile ve sağlık: Duvarınızda aile fotoğrafları harika olur.
Bunlar kısa bir özetti. Feng shui teknikleri aslında bunlardan çok daha fazlası. Günlük hayatta herkesin uygulayabileceği işte o teknikler; Okumaya devam et

MARKA MÜDÜRÜ NE İŞ YAPAR? 28 MADDELİK GÖREV TANIMI

Firmaların bazılarında “pazarlama ne iş yapar?”, “marka müdürü ne yapar?” gibi sorularla karşılaşırsınız. Bu soru pazarlama departmanının işlevinin o firmalarda anlaşılmadığını gösterir. Hâlbuki pazarlama departmanı ve marka müdürlerini şirketin büyümesindeki stratejinin bel kemiği olarak düşünmek gerek. Çünkü 1929’da P&G’nin pazarlama departmanını markaya bölmesinden beri yıllarca marka yönetimi şirketin en kritik birimi oldu. Peki kimdir marka müdürleri?

Marka müdürü firmanın büyümesinde kilit noktadadır. Marka müdürü / marka yöneticisi markanın büyümesinden, karlı olmasından ve bunların sürdürülmesinden sorumludur. Marka müdürü ve ekibi ellerindeki markanın büyümesini yani ticari faaliyetlerinin büyümesini sağlar. Marka müdürü şirketin zaten markalara bölünmüş faaliyetlerini büyütür, yani aslında her marka müdürü şirketin faaliyetlerinin bir bölümünü büyütür. Tüm marka ekipleri yani pazarlama müdürleri ise markaların hepsini büyütürler. Yani şirketin faaliyetlerinin büyümesinin ana aktörleridir. Ki bu da şirketin büyümesidir.

Marka müdürü çok yönlüdür. Markayı büyütürken bir finansçı gibi hesap yapar, analist gibi analiz yapar, uzman gibi fiyatlar, müşteri iç görülerini anlar, araştırma geliştirme ile ürün geliştirir, satışçı gibi satış kanallarını bilir, birçok kişi ile iletişim halindedir.Yani hem analitik zeka hem sosyal zekası yüksektir. Marka müdürü markanın her şeyinden sorumludur.

Marka müdürü biraz patronun bir parçası gibidir. Yani patron gibi girişimci karakterlidir, proaktif davranır, organizasyon ve sistem altyapısı kurabilir. Teknolojiyle, ekonomiyle, reklamcılıkla ve görsel ve sözel iletişimle arası iyidir.

marka-muduruMarka müdürü müşterisini iyi tanır. Müşterinin sorununu çözen ürünler üretmek için müşteriyi iyi tanır, sokakta karşılaştığı insanı gözlemler veya pazar araştırma şirketlerinin verilerini inceler, çeşitli kanallardan araştırır ve müşterinin iç görüsüne ulaşır. Müşteri iç görüsü de ürün tasarımında kilit nokta olduğundan marka müdürünü başarıya götürür. Marka müdürü müşterisine yakın durarak başarıya ulaşır.

Marka müdürünün ikna yeteneği yüksektir. Ürün konsepti belirlenip prototip yapıldığında onu önce kendi ekibi sonra yönetim, sonra da satış ekibine anlatıp ikna etmesi gerekir. Sonra da pazara tabi ki. Tüm bu süreçte ikna edici olmalıdır. Yaşadığı heyecanı şirket içinde ve pazarda inançlı ve hararetli bir şekilde kelimelere döküp yaymalıdır.

Marka müdürünün proje yönetim becerisi yüksektir. Üretilen ürüne ulaşmak için uygulanabilir, sahici, ölçülebilir bir plan oluşturur. Tüm yıl aksiyonu marka müdürü için bir proje yönetimi gibidir. İç içe işler, bir birini takip eden süreçleri yönetir.

Marka Müdürü ne iş yapar? İşte marka müdürünün iş Tanımı

Plan&analiz

  1. Sorumlu olduğu markaların, konumlandırma stratejilerini belirlemek
  2. Markanın yurt içi ve yurt dışı pazarlama iş planının hazırlanması, uygulanması
  3. Ürünlerin yıl içinde belirlenen aralıklarla satış trend analizi yapmak
  4. Satış bölümü ile koordineli Marka/Model/Renk/Bayi/Bölge bazlı satış analizi yapmak
  5. P&L karlılık analizlerini hazırlayıp takip etmek
  6. Rakip analiz ve raporlama çalışmalarını yürütmek
  7. Yıllık aksiyon/faaliyet planı hazırlamak

 

Üretim&stok plan

  1. Ürün gamının dünya modası ve hedef kitle doğrultusunda tespitinin yapılması,
  2. Oluşturulan ürünlerin üretim süreçlerine yakın durulması
  3. Yeni ürünleri lansmana hazırlamak
  4. Özellikle yeni ürün/hizmet lansmanlarında müşterinin soracağı her soruyu önceden tahmin ederek satış /şube ve çağrı merkezleri için verilecek cevapları hazırlamak
  5. Ürünlerinin üretim maliyetinin tespit edilmesi
  6. Satış hedeflerine göre stokları optimum seviyede (üretim ve ithalat bölümleri ile koordineli) planlamak ve yönetmek
  7. Stok devir hızları ve atıl stokların durumları ile ilgili hedeflerle çalışmak ve bu hedefleri optimum seviyede tutmak

 

Reklam&PR

  1. Reklam bütçesini oluşturmak, takibini yapmak, yönetmek ve raporlamak
  2. Çalışılan reklam ajansı ile gerekli görsel tasarımları hazırlamak veya hazırlatmak
  3. Yapılan kreatif çalışmaların ilgili mecralarda, mağazalarda ve diğer iletişim noktalarında uygulanmasını sağlamak ve denetlemek
    Sosyal Medya ajansı ile ortak çalışarak sosyal medya yönetimini takip etmek ve raporlamak
  4. Ulusal ve bölgesel kampanyalar yapmak
  5. Yurt dışından talep edilen projeleri yönetmek ve raporlamak
  6. Sponsorlukları yönetmek
  7. Fuar, sektör etkinlikleri, müşteri toplantıları organizasyonları planlamak
  8. Sms ve e-mailing gönderiminin sağlanması ve raporlanması

Rakipler ve saha

  1. Düzenli olarak aylık–dönemsel pazar-ürün analizleri yapmak, raporlamak,
  2. Pazarda rakip uygulamaları(fiyat, iskonto oranı, hedef kitle), pazara yeni girecek oyuncuları, pazardaki olumlu ya da olumsuz gelişmeleri takip etmek ve bu analize göre pazarlama planlarını gerekiyorsa revize etmek
  3. Nihai satış noktalarındaki fiyat oluşumunun belirlenip analizini yapmak
  4. Kendi markasına ait ürünlerin teşhirlerini belli aralıklarla kontrol etmek
  5. Alternatif satış-pazarlama kanalları oluşturmak
  6. Sorumlu olduğu ürünlerle ilgili iç (firma calışanları) ve dış (bayiler, promosyon tedarikçileri vs) müşterilere destek vermek; ürün eğitimleri, seminerler ve toplantılar organize etmek ya da organize edilen toplantılarda bilgi vermek.

 

Sonuç olarak; marka müdürü şirketin stratejisini oluşturmada, markaların yani faaliyet gelirlerinin artmasında kritik noktadadırlar. Bu yüzden marka müdürleri firmanın en stratejist, en çok yönlü, en araştırmacı, firma ile müşteri arasındaki bağı kuran insanlardır. Eğer girişimci yapınız varsa marka yönetimi kadrosunda bulunmanız size çalışma zevki verecektir.