PLAZA DİLİ = İNGİLİZCE İŞLETME FAKÜLTE DİLİ-38 ÖRNEK


Plaza dili dediğin
Türkçe gramer ile İngilizce business terminolojinin beraber kullanımı.  Aslında plaza dili konuşanlar ağırlıklı İngilizce işletme bölümü okumuş, iş hayatının temel bilgilerinin Türkçesinden önce İngilizcesini öğrenmiş, tüm kelimeleri sanki Türkçeymiş gibi benimseyip günlük konuşma diliyle entegre etmiş beyaz yakalıların kendi arasında konuştukları karma bir dil… Yine İngilizce işletme okumuş biri olarak bunu çok da haksız görmüyorum çünkü kelimeler o kadar yerleşmiş ki insan şunu hissediyor :”bazı İngilizce kelimeler var ki tam ifade etmeni sağlıyor istediğini, aynı şeyi Türkçe ile birkaç kelime ile ifade etmek zorunda kalıyorsun.”

ikmagazin.com
ikmagazin.com

Aslında her şeyin bir Türkçe karşılığı olduğunu içten içe biliyoruz. Belki de bu konuşma bize çağımızın gerekliliği İngilizce bilmeyen insanlardan ayrılma isteği güdümünde de şekilleniyor olabilir. Bu da ufak bir itiraf olsun 🙂 Dediğim gibi aslında her şeyin kendi dilimizde karşılığı bulunuyor. Örneğin:

  1. Yapıyor olacağım (will be doing) – Yapacağım
  2. Confirm etmek – Teyit etmek
  3. Third party – İş ortakları
  4. Assign etmek – Görevlendirmek
  5. Soft copy – Elektronik kopya
  6. Focuslanma – Odaklanma
  7. Wording – Yazım/ifade
  8. Layout – Yerleşim
  9. Hard copy – Çıktı
  10. Check etmek – Kontrol etmek
  11. Yapılabilite – Yapılma ihtimali
  12. Taşere etmek – Taşeronla çalışmak
  13. Kontekst – Bağlam
  14. Kontent – İçerik
  15. Refere etmek – Gönderme yapmak
  16. Deadline – Bitiş tarihi
  17. Çalışır (it works) – işe yarar
  18. Meeting set edelim-toplantı ayarlayalım
  19. Asap-olabildiğince hızlı
  20. Printout yapıp hard copysini alalım – sunumu bas getir
  21. Team i lead etmek – ekibi idare etmek
  22. Projeleri merge edelim – birleştirelim
  23. İnsight toplamak – gözlem yapmak
  24. To-the-point olmak-konuya odaklanmak
  25. Projeyi park edelim-askıya alalım
  26. Satış ekibiyle align olmak-aynı şeyleri konuşalım, hizalanalım
  27. Mass ile iletişimde olmak-kitle ile iletişimde olmak
  28. Its not rocket science sonuçta-çok da karmaşık değil aslında
  29. Sky is the limit-limitinin olmadığını varsayarak düşün
  30. Hepinize aksiyonlarınızı assign, deadlinelarınızı set, haftalık toplantıyı da Schedule ediyor olacağım
  31. Onlar bir draft yollasın, biz sonra fine tune ederiz-ince ayar çekeriz.
  32. Push edelim mümkünse lead edelim, cost-down çok önemli
  33. Must değil ama nice to have-zorunlu değil ama olsa iyi olur
  34. Concernlerimizi discuss edeceğimiz bir meeting set edelim-mevzuları tartışabileceğimiz toplantı ayarlayalım
  35. Önce low hanging fruitlere odaklanalım ki süreci daha effective run edelim-önce uzanabileceğimiz fırsatlara odaklanalım
  36. Fyi-for your information-bilgine
  37. Hızlıca aksiyon alalım-harekete geçelim
  38. Major concerni clarify edelim-ana mevzuyu netleştirelim.

İlgili diğer yazılarımı da inceleyin, size faydası olacağına inanıyorum.

Söylemek istedikleriniz varsa lütfen yorum yapın. 

Bilgiyi paylaşmak için lütfen sosyal medya butonlarını kullanın.

 

Comments

comments

Bir Cevap Yazın