Aile Dizimi İle İlgili 27 Gerçek39 min read

  “Dede koruk yer torunun dişi kamaşır” ata sözünü duymuş muydunuz?

Bu atasözünün de dediği gibi; önceki nesillerin yaşadıkları  kötü travmalar, bizi de olumsuz yönde etkiliyor.

Atalarımızın kötü anıları hayatımızda kısır döngü gibi tekrar eden kısmetsizlikler yaratabiliyor.

Mark Wolynn’ın “seninle başlamadı” kitabında dediği gibi;

“Ailenin olumsuz dinamikleri sonraki nesilleri kısıtlayabilen sessiz bir güç olabiliyor ve ilerleme sürecimizi raydan çıkarabiliyor.”

Maalesef aile travmalarını kalıtsal olarak devralıyoruz.

Aile dizimi ve ne işe yaradığını ilk duyduğumuzda bir çoğumuz ilk başlarda;

“Bana ne atalarımın travmasından, ben niye uğraşıyorum ki” dediysek de, zamanla birçoğumuz “atalarımızın travmalarını yeniden yaşadığımız” fikrini son 10 yılda iyice kabul ettik sayılır.

Aslında bu “ataların travmalarını tekrarladığımız” fikri son 30 yıldır 1990’dan beri aile dizimi terapileriyle dünyada gitgide yayılan ve kabul edilen bir fikirdi. Ülkemizde de çabuk kabul gördü.

Psikologların bile zor kabul edildiği, deli doktoru denildiği ülkemizde aile diziminin çok daha kolay kabul edildiğini gözlemliyor ve seviniyorum.

Peki aile dizimi terapileriyle olumsuz aile dinamiklerinin bizi de etkilemesinin önüne nasıl geçeceğiz?

 

Önce aile dizimini kısaca anlatayım;

Aile dizimi temelleri

1- Aile dizimi nedir?

Aile dizimi (family constellation); geçmiş nesillerin yaşadıkları travmaların, aldıkları ahların, yaşadıkları veya yaşattıkları haksızlıkların, aile sistemindeki olumsuz etkilerinden arınmanızı sağlayan bir terapi yöntemi.

Mesela; geçmiş kuşakların etkileri şunlar olabilir;

  1. ailenizde bekarlık yaygınsa,
  2. evlenmek isteyip istemediğinizden emin değilseniz,
  3. bereketi bulmakta zorlanıyorsanız
  4. elinizde para durmuyor, anlamadığınız şekilde bitiveriyorsa
  5. elimi attığım şeyler kuruyor diyorsanız,
  6. savaş deneyimi veya göç varsa,
  7. intihar eğilimi varsa,
  8. tüm yaşamınız boyunca sebebini bilmediğiniz bir öfke yaşıyorsanız
  9. satamadığınız bir mülk varsa
  10. savaşa katılıp, geri dönmeyen atalar varsa
  11. kayıp kişiler varsa
  12. öfkeli kalmış eski sevgililer, eşler, nişanlılar
  13. erken yaşta boşanmış anne-baba
  14. erken yaşta kaybedilen ebeveynler
  15. erken yaşta kaybedilen kardeşler
  16. doğma şansı bulmamış kardeşler (düşük, kürtaj, ölü doğum)
  17. aile bireylerinin ağır hastalıkları
  18. ailede işlenmiş cinayetler yahut kurbanlar
  19. haksız kazanılmış malların mirası varsa
  20. aileden birileri evlatlık verilmişse
  21. alkol kumar gibi bağımlılıklar
  22. zulüm etmek, zulme uğramak, tecavüz, taciz varsa
  23. evlilik dışı doğumlar, nesebi bilinmeyen hamilelikler varsa

Aile dizimi yeni nesillerin hayatlarındaki tıkanmaları, bereketsizliği, korku ve kısmetsizlik gibi tekrarlayan döngüleri çözüyor.

“Anne ve baba büyüktür ve verir, çocuklar küçüktür ve alır” fikrinin birçoğu noktada (belki her yerde) temel alındığı bu terapilerde; sadece ataların travmalarını çözülmüyor, çocukların yani bizim bu travmalara bilinçsizce ortak olma isteğimizi de engelliyoruz.

Ne saçma değil mi? Ataların travmalarına neden ortak olmaya çalışalım ki?

Evet, maalesef bazen “ben daha iyi çözerim” kibirinden veya “anne babamın acılarını azaltmalıyım” üzüntüsünden travmayı üstlenmeye çalışıyor veya ortak olduğumuzu sanıyoruz. Bazen de bilmeden birini temsil ediyoruz.

*Spoiler* Ebeveynlere her yardım etmeye çalışmak başarısızlıkla sonuçlanıyor. (İlerde anlatıyorum)

constelaciones-familiares.jpg

2-Aile diziminin çıkış hikayesi.

Aile dizimi Alman terapist Bert Hellinger’in ürettiği bir sistemdir. 1990’larda çıktığından ikinci dünya savaşında ruhen zarar gören Alman askerlerinin ve Yahudilerin torunlarına, travmalarını çözmek için oldukça yardımcı olmuştur. Hatta aile dizimi öncelikle Almanya toplumu için tam zamanında ilaç gibi gelmiştir.

Aile diziminin ortaya çıkış hikayesi şöyle;

Alman bir terapist olan Bert Hellinger misyoner olarak Afrika’ya gidiyor. Orada şaman bir kabile olan Zulu’ların törenlerini izliyor ve ilgisini çekiyor. Ailenin ruhsal birikiminin yeni nesilleri etkilediğini görüyor. Bu bilgeliğe ABD’li Virginia Satir’in aile terapisi bilgeliğini de ekliyor. Başka bilgeliklerin de eklenmesiyle şekillenen yeni terapi düzeni “Family Constellation” yani “aile dizimi” veya “aile sergisi” olarak dünyaya yayılıyor.

Bireyin kendi dizilimini gruptaki diğer temsilcilerle açtırdığı terapi sistemi öyle başarılı oluyor ki Bert Hellinger’i Japonya’dan Meksika’ya tüm ülkeler çağırıyor. (Bu arada bireysel çalışma sistemi de yapılabiliyor.)

Bert Hellinger dünyadaki görevine 94 yaşına kadar devam ediyor. Hastanede yatarken bile dizim açtığı bilinen Bert Hellinger’in 2019’da dünyadaki görevi bitiyor.

3- Ailede nesiller boyu travmalar neden ve nasıl aktarılıyor?

Travmalar neden iyileşmeden uzun süre kalır?

Ne biz ne atalarımız travmalarımızı ortaya çıkarıp anlatmaya pek de meyilli değilizdir. Çünkü travmadan sonra düşüncelerimiz öyle dağınık hale gelir ki, olaya ait anıları fark edemeyiz. Derleyip toplayıp anlatamayız. Travmanın en belirgin özelliklerinden biri anlatamamaktır. Sadece zihnimizde değil vücudumuzda da stres yükü olarak taşıdığımız travma vücudumuzda da kasılmalara ve huzursuzluklara sebep olur.

Duygularımızı engellediğimiz ve anlatmadığımız zaman, duygularımızı serbest bırakıp iyileştiremeyiz de.

Beyin o travmatik olay karşısında donma yapar.  Maalesef travmada zaman mevhumu da yoktur. Yani zamanla iyileşmez. Üzerine çalışmanız gerekir. Çözemezseniz ömür boyu taşırsınız. Hatta yeni nesle devredersiniz veya onlar üstlenir.

Travma nesilden nesile nasıl aktarılıyor?

Ailemizde duygusal dengeyi bozmaya yetecek kadar önemli bir olay olduğunda yeni nesiller travma belirtilerini tekrardan yaşayabiliyor. Bunun sebeplerinden biri atalarımıza olan gizli bağlılığımız. Bağlılığımız da anılarını fark etmeden üstlenmemize sebep olabiliyor.

 

“Ailede tekrarlayan olayların birçoğunun ardındaki mekanizma ise bilinçsiz bağlılıktır.” (Bert Hellinger)

 

 

  • Bilinçsiz bağlılık

Bir çoğumuz ebeveynlerimizin acısını bilinçsizce üstleniriz. Onların acısını biz taşırsak onlar taşımak zorunda kalmaz diye düşünürüz.

Babanız annenize kötülük yaptığında siz de aynısını yaparsınız ki ailede tek kötü o olmaz.

Veya anne mağdur olduysa siz de mağdur gibi davranarak annenizin acısına ortak olabilirsiniz. Bunun onu rahatlayacağını düşünürsünüz.

Bazen de çocuklar olarak sorunlarla anne babamızdan daha iyi mücadele edebileceğimizi düşünerek kibirli olabiliyoruz. Çocukken benlik algımızı yavaş yavaş geliştirdiğimizden, yeterince yetişkin olmadığımızın farkına bile varamıyoruz. Haliyle büyük bir yükün altına girdiğimizi yani bilinçsizce üstlendiğimizi fark edemiyoruz.

İleri yaşlarda travmanın etkilerini yaşarken de bu belirtilerin kendi hayatımızdan kaynaklandığını düşünüyoruz. Halbuki yaşamadığımız bir travmayı üstlendiğimizin farkında olmuyoruz.

Sonuçta tüm “ebeveynlere yardım etme” çabaları hep başarısız olur. Onların yaşadığı döngüler onlara ait. Bizim dahil olmamız gerekmez.

aile dizimi sülale.jpg

  • Ataların şartlarına göre kendini kısıtlama

Yine bilinçsiz bağlılıktan kaynaklanır. Atalarımızdan daha iyi yaşarsak suçluluk hissedip, onların yaşantısıyla kendimizi sınırlama eğilimine giriyoruz.

  • Örnek;

Nineniz zorluklar yaşadıysa (göç, savaş vb.) ninemizin sahip olduğundan daha fazlasına sahip olmaya kendimize izin vermiyoruz. Ondan daha mutlu, daha zengin olmaya kendimize izin vermeyerek onu onurlandırdığımızı düşünebiliyoruz. Ondan daha iyi şartlarda yaşadığımızda ise suçluluk duyup kendimizi sabote edebiliyoruz. Haliyle aynı döngü tekrar ediyor.

  • Morfo genetik alan ve enerjik miras

Yeni nesiller olarak biz, ailenin duygularını da miras alarak büyüyor, yaşıyoruz. Ailenin katman katman morfik alanları içinde bunu fark etmeden yaşıyoruz. Yani morfo genetik alanlardan etkileniyoruz.

Her sülalenin enerjik bir nehri olduğunu ve eski nesillerin nehre bıraktıkları enerjik mirastan sizin de etkilendiğinizi düşünün.

  • Yaşanan tecrübeler epigenetik kodlarınızı hareketlendiriyor.

Eğer aile içinde şiddet, intihar, cinayet, düşük, göç, travma gibi bir yaşantı varsa bundan aile fertlerinin hepsi, hatta etkisinin derinliği oranında gelecek kuşaklar da etkilenir.

  • Bir fare deneyinde;

Anne fare hamile iken çilek koklatılıyor ve yediğinde elektrik veriliyor. Her ısırdığında elektrik verilen hamile fare yemeği kesiyor. Çocuk doğuyor ve anneden ayrılıyor. Çocuk fareye çilek koklatıyorlar, çocuk fare, çilekten kaçıyor. O da doğum yapıyor, torun fare de çilek kokusuna dayanamıyor. Peki torun farenin olaydan haberinin olmamasına rağmen çilek kokusundan kaçması neden sizce? Ataların yaşadığı travmanın etkisi ve epigenetik kodlamalar tabii ki.

Hepimiz, ailemizin travmalarının etkilerini bazen farkında bile olmadan çocukluktan beri taşıyoruz. Bunlar yetişkin bireyin hayatında, mutluluğunda, kendi potansiyeline ulaşmasında bazı tıkanıklıklar ve engeller oluşturabiliyor.

Aile dizimi ile bu tıkanıklıklar çözülüyor.

*Bonus* Anadolu’da da atasözleri ve bazı adetler de aile etkilerini işaret ediyor.

  • Örnek adet;

Ailenin geçmişte kötü bir şekilde ölmüş üyelerinin adları, “kaderi benzemesin” denilerek yeni doğan bebeklere verilmez.

  • Örnek atasözleri;
  1. Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
  2. Babası ekşi elma yer, oğlunun dişi kamaşır
  3. Dedesi koruk yemiş, oğlunun dişi kamaşmış
  4. Kızı annesinin kaderini çeyiz olarak alırmış
  5. Baba borcu evlâda düşer
  6. Sen seversen oğlunu, o da sever oğlunu
  7. Soydur çeker, huydur geçer
  8. Meyve, ağacından uzak düşmez
  9. Armut dalının dibine düşer

 

Neden aile dizimi?

4- Sorununuzu psikolog veya doktor bulamıyorsa aile dizimi terapistini deneyin.

  • Örnek (Bir Türk psiko terapist anlatıyor)

Danışanım tecavüz travmasını 1 yıldır atlatamıyordu ve travmanın duygusunu boşaltamıyordu. Bir türlü duygusal iltihap boşalmıyordu. Onu aile dizimine sevkettim. Sonradan anneannesinin tecavüz travmasının etkisini yaşadığı anlaşıldı ve çözüldü. Bazı semptomlar kendi hayatınızdan olmayabilir.

  • Örnek;

Her heyecanlandığında ve korktuğunda elleri aşırı terleyen biri (Deniz), modern tıp doktoruna başvuruyor fakat el terlemesinin kaynağını bulamıyor. Psikolog da bulamıyor. Alternatif tıp da bulamıyor. Haliyle sorunu çözemiyordu.

Çünkü sorunların kökleri geçmiş nesillerin etkilerinde yatıyordu.

Deniz’in dedesi bir savaş travması yaşamıştı. Katıldığı bir savaşta mermisi bitmiş, süngüsüz kalmış ve son çare olarak düşmanla elleriyle boğuşuyordu. Onu boğarak öldürmek zorundaydı yoksa düşman onu öldürecekti. Onu boğuyordu ama karşı taraf dirençliydi. Kolay pes etmedi. Dedesi çok zorlanıyordu. Elleri terlemeye başlamıştı. Korkmaya da başlamıştı. Sonunda korku içinde zorlanarak da olsa boğmuştu ve öldürmüştü. Böylece dedesinde savaş travmalarından biri oluşmuştu. Korku ile el terlemesi artık onun morfogenetik alanındaydı.

Fakat etkisini Deniz de hissediyordu. O da korktuğunda ve heyecanlandığında elleri aşırı terliyordu ve hiç kimse tespit yapamıyordu. Aile diziminde bu olay şifalanmış ve Denizin el terlemesi durmuştu.

  • Psikoterapi ve aile dizimi ufak bir karşılaştırma

Freud‘un psikoanalizi anne karnına, çocukluğa ve bu hayata odaklanırken aile dizimi geçmiş nesillere odaklanır.

Bunun yanında ailenin insan üzerindeki etkisinin Freud da farkındaydı.

“iki kişi evlenirken aslında 6 kişi evlenir”

gibi ikonik bir cümle ile aile etkisini özetlese de, kendi yöntemleri sorun çözümlerinde bu hayata odaklanıyordu. Haliyle geçmiş nesillerden gelen tıkanıklıklara odaklanmıyordu.

Carl Jung aile etkisinin farkında olduğunu o da gösteriyordu.

Carl Jung şöyle diyor;

“Ebeveynlerim, büyükanne, büyükbabalarım, ve daha uzak atalarım tarafından tamamlanmamış, cevaplanmamış halde bırakılan şeylerin ve soruların etkisi altında olduğuma kuvvetle inanıyorum.”

 

Kendi çocukluğumuzda yaşadıklarımızın yetişkinlik hayatımızı şekillendirdiğini biliyorduk. Bu anılar psikoterapi ile çözülebiliyor. Bizim için yeni olan ise geçmiş nesillerin kötü yaşantılarının da birkaç nesli etkiliyor olması. (Fare deneylerinde 14. nesle kadar gidebiliyor.)

Eğer geçmiş nesillerden travmatik bir miras aldıysak, bu negatif mirastan psikoterapi ile değil aile dizimiyle arınabiliyoruz. Yani basit anlamda;

  • psikoterapi ile kendi kötü çocukluk anılarımızdan arınabiliyoruz
  • aile dizimi ile önceki nesillerin bizim üzerimizdeki kötü etkilerinden arınabiliyoruz.

Sizin de hastalıklarınız tespit edilemiyorsa, etkileyen bir çocukluk travmanız yoksa aile dizimi terapisi almalısınız. Sizde de atalardan gelen bir hikaye var olabilir.

5- Anne veya babanızla aynı yaşta benzer travma yaşıyorsanız aile dizimine gidin.

Yaş tetiklenmesi atanızın travmayı yaşadığı yaşta sizin de benzer etkiler yaşamanız demektir. Hem de görünürde bir sebep yokken.

  • Örnek;

Babaanneniz 21 yaşında ruhsal sağlığı bozulacak şekilde travmatize olup kendi kendine konuşmaya başlamışsa, 21 yaşında babanız ve 21 yaşında siz de aynı belirtileri yaşayabilirsiniz.

Babanızla aynı yaşta aynı hastalığı yaşıyorsanız ve bunun için hiç bir sebep yoksa babaannenizin travmasını incelemek zorunda olabilirsiniz.

  • Örnek;

Babası daha bebekken ölen bir kadının babasına dair hiçbir anısı yoktu. Kocasıyla 29 yaşındayken arası açılmaya başladı. (Öldüğünde babası 29 yaşındaydı) Ve babasının ailesiyle olan kopuk bağını bilinçdışı bir şekilde paylaşmaya başladı. (Seninle başlamadı kitabından…)

  • Örnek;

Deniz’in babasının işleri iyi gidiyordu. Ne olduysa 44 yaşında finansalı kötü gitti ve yere çakıldı. İşler büyüyordu. Neden birden rüzgar tersine dönsün ki? Neden 44 yaşında herşeyin ortasında? Aile diziminde şu tespit edildi; dedesi 44 yaşına geldiğinde yaptığı işte batmıştı ve borçları vardı. Seansta şifalandırdı.

Terapi sistemi işleyişi

6- Terapi işleyişi nasıldır?

Terapi, bir kişinin döngüsünü çözmek için bir rehberin eşliğinde yapılıyor. Bir grup çalışmasında sırayla herkesin döngüsü kırılıyor.

Döngüsüne çalışılan kişinin aile bireylerini de grup çalışmasındaki diğer katılımcılar temsil ediyor.

Temsile kalkan kişi o ailenin alanına giriyor ve onların duygularını yaşarken o duyguyu rehber yardımıyla şifalandırıyor. Dizim bittiğinde alandan geri adımla çıkılıyor. Basit anlamda işleyiş bu.

Gün sonunda tatlı bir duygusal yorgunuk hissediyorsunuz. Sürekli birşeyler yiyorsunuz. İyi bir duş almanızı öneriyorlar. Dizim çalışmasında olanları da enerji oturana kadar bir süre kendinize saklamanız tavsiye ediliyor. 1 ay sonra herkese anlatabilirsiniz mesela. (Bazı ekollerde bu 1 hafta)

Gerçi çözülmeler bir çoğu zaman çok hızlı oluyor. Mesela annenizle aranız bozuktu ve şifalandıysa, akşama annenizden beklemediğiniz bir telefon alabilirsiniz. “Bi arkadaşın başına geldi”. Şaşırmalara, şoklara hazırlanın.

Herşey normal de bir kişi başkasının hislerini nasıl hissedebiliyor?

O da son 50 yılın çığır açan buluşlarından biri.

7- Grup çalışmalarında temsilci ne demek?

Bir gün aile terapilerinde ilginç bir şey yaşandı.

Tüm aile bireylerinin olduğu bir terapi düşünün. 4 kişilik bir aile. Her terapi seansında ilk başlarda aile bireylerinin aynı anda bir arada olması gerektiği düşünülüyordu. Bu şekilde terapi sağlıklı yürüyecekti.

Bir gün gerçek çalışmaların birinde bir seansta bir aile ferdi gelemedi. Onun yerine temsilen başka biri konuldu. İlginçtir ki temsil eden kişi de gelemeyen aile bireyi gibi hissetmeye başladı. Onun gibi davrandı. Aynı duyguları o da yaşadı. Başka bir terapide ikinci çocuk yerine de başka biri temsilci olarak katıldı. Yine aynı şey oldu.

Temsilci aile bireyinin rolüne giriyordu. Yaşadıklarıyla onu temsil ediyordu resmen.

Sonunda anlaşıldı ki aile terapisi için aileden herkesin orada olmasına birinci derecede gerek yoktu. Bir kişi olduğunda da istenilen terapi yapılıyordu. Temsilciler diğer aile bireylerinin enerjisine giriyorlardı. Onlar gibi hissediyorlardı. Bu harika bir keşifti.

Aile dizimi grup çalışmasında temel alınan temsilci sistemi budur. Dedenizi temsil etmesi için kaldırdığınız kişi sizin dedeniz gibi hissedip hareketlerine onun gibi yön verecektir. Nineniz için kaldırdığınız kişiye karşı dedeniz gibi meyil edecektir. Ona kızgınsa temsilci de o kızgınlığı yaşayacaktır.

Daha da ilginç nokta şu; sizin “dedemi temsil eder misin” diye temsile kaldırdığınız kişinin dedenizle benzer travmaları yaşamış olduğunu duyduğunuzda şaşırmayın. Çünkü siz o kişiyi öylesine seçmediniz.

Hatta o kadar kişi oraya tesadüfen de toplanmıyor. Mesela size terapist “bu hafta dolu, sizi haftaya yazalım” dediğinde bilin ki sizin olmanız gereken grup diğer haftaki grup. İtiraz etmeyip “tamam” deyin. Sizin şifanız diğer haftada. Dedenizi ve ninenizi temsil edecek kişi o hafta uygun. Hepiniz bir araya toplanıyorsunuz. Evren sizi mükemmel bir kurguyla bir araya topluyor.

Hayatın senaryosunun önüne hiç bir senarist geçemez.

Aile dizimi seanslarında şu cümleleri siz de çok sarf edebilirsiniz.

  • “Hiç bir şey tesadüf değil”
  • “Bu kadar senkronizasyon olamaz”
  • “Aaaa aynı yaşta ben de aynısını yaşamıştım”
  • “Ne, babamla benzer şeyleri mi yaşamış?”

Aile dizimi seansları tam bir “senkronizasyonlar şelalesi”. Sürekli şaşırmaya hazır olun.

8- Başkalarının terapilerine de temsilci olarak katılıp şifalanabilirsiniz. (grup çalışmalarında)

Aile Dizimi çalışmalarına ‘katılımcı’ olarak katılıp başkalarının aile dizimlerini izleyerek veya temsil alarak farkındalığınızı arttırabilirsiniz.

Bu muhteşem çalışma; altıncı hissinizin kuvvetlenmesine, iç sesinizin daha sık konuşur hale gelmesine, meleklerinizin sizi daha çok koruyup, rehberlerinizden daha çok yardım almanızı sağlayacaktır.

Zaten hiç bir şeyin tesadüf olmadığını, sizin aile bireylerinizi temsile kalkan seans arkadaşlarınızın da aynı dertten muzdarip olduğunu farkedeceksiniz.

  • Örnek

Deniz’in babası ona 38 yaşında iken bir kötülük yapmıştı. Deniz babasını affedemiyordu. Aile diziminde babasını temsilen “tesadüfen” birini seçti. Temsilci de gerçek hayatta çocuğuna aynı şekilde davranmıştı. Deniz temsilciyi tesadüfen seçtiğini düşünüyordu. İki taraf da bunun “tesadüf” olmadığını anladılar. Dizimde hem Deniz hem temsilci, yani iki taraf da şifalandı. *Not: Temsilci 38 yaşındaydı.

Siz de başkasının aile dizimi açılımında birini temsil ediyorsanız oraya boşuna kalkmıyorsunuz, benzer bir olay muhtemelen sizin ailede de var ve siz onu o temsilde şifalandıracaksınız.

9- Aile dizimi seanslarını grup yerine tekli de yapabilirsiniz.

Aile dizimi terapisi temsilcilerle yapılsa da tek kişilik seans da yapabilirsiniz. Küçük objeler yardımıyla dizilim tamamlanıyor. Daha fazla anlatmayacağım, küçücük bir oyuncağa bakarak insan nasıl duygulara giriyor, gidin ve görün.

*Not: Ruh biraz yavaş hareket eder. Duyguya girmek için acele etmeyin, telaş yapmayın. Bert Hellinger’in danışanına bir soru sorduktan sonra bir süre beklediği sık sık görülür. 

Bazen bir kişiyle bağ şifalanacaksa sadece önünüzde hayal etmesini isteyip (gestalt terapisi gibi) onunla konuşup aranızdaki bağlantıyı şifalandırabilirsiniz.

  • Örnek;

Bir erkek kadınlardan sürekli kaçma eğiliminde. Neden olduğunu bilmiyor.

Aile diziminde şu ortaya çıkıyor. Babasının sağlık sorunu var. Ama sağlıklı bir kadınla evli. İlişkisinde aldığından daha fazla veremediği için kendini suçlu hissediyor. Kadınlardan uzak duruyor. Baba vefat etmesine rağmen çocuğu da kadınlara karşı aynı mesafeyi koruyor.

Bir duygunuz günlük hayatta artık normal bir tepkiniz olmuş ama babanızın bir suçluluk duygusundan kaynaklanıyor olabilir. Bu duyguya bağlı olarak davranışlarınız şekillenmiş olabilir. Sizin bununla barışmanız sizin üzerinizden yük kalkmasını sağlar.

Aile diziminin kurucusu Bert Hellinger’in kısa sürede bu korkunun babasının korkusu olduğunu çözüp, babasıyla imajinasyonla konuşturup, yanındaki karısına teşekkür ettirdiği vurucu video örneği aşağıya bırakıyorum. Danışanda çözülme yaşanıyor. (Altyazı ile izleyebilirsiniz)

 

10- Terapi süresi konuya göre değişebilir.

En önemli aşama, kişinin bile farkında olmadığı, hatta bilmediği bu gerçeğin, enerji alanında ortaya çıkmasıdır.

  • Örnek;

Eşinden dayak yediği için aile dizimi yaptıran bir kişinin, bu olayı anneannesinden üstlendiği ortaya çıkmasıyla çalışma zaten neredeyse sonlanmıştır.

Bir dizimleme yaklaşık 45 dakika sürer, 20 dakika ya da 2,5 saat dizimlemeler de olabilir. Çalışmanın finali; dizimleme yapan kişinin anneannesini temsil eden kişinin önüne giderek, o’nun hayatına ve seçimlerine saygı duyduğunu dile getirerek, aldığı yükü saygıyla iade etmesidir. Büyükler de üstlenileni saygı gösterilerek geri alırken, ‘sen bizim yaptıklarımızı tekrar etmek zorunda değilsin’ derler.

Bunun yanında bazı tıkanıklıklar tek seansla çözülürken bazı tıkanıklıklar birden çok konunun çözümünü gerektirebilir. Mesela ilişkilerde tıkanmanız varsa; babanızın yarım kalan ilişkisi, ninenizin kara sevdası yüzünden dışlanması, annenizin size fazla bağlılığı gibi konuları art arda çözmeniz gerekebilir.

Üstelik aile dizimi, direkt sonuca yönelik, kısa sürede çok yollar kat ettiren etkili bir çalışmadır.

11- İyileşme ritüelleri

Bir çok ritüelle atalarınızı onurlandırabilirsiniz. Örneğin;

  • Ağaç dikmek: onurlandırmak istediğiniz atanızın veya kürtaj olmuş bebeğinizin adına bir ağaç dikebilirsiniz.
  • Toprak taşımak: Bir yere göç etmiş ama geride bir sürü şey bırakmış atanızın ilk göç ettiği yerden toprak alıp mezarlarına bırakabilirsiniz. Veya şehit düşmüş dedenizin şehitliğinden toprak alıp ninenizin mezarına taşıyabilirsiniz.

İyileşme doğru kelimelerle başlıyor

Yukarıdaki ritüellerin yanında kelimeler de kullanmalısınız. İyileşme kelimelerle başlıyor.

Bilinçaltınızda kötü bir anı varsa iyileşmek için bilinçaltı sürekli kendini temizlemeye çalışır. Bilinçaltında saklanan geçmiş anılar benzer olaylara çekilerek bilince çıkmaya çalışır. İyileşmeyen anılar hayatımızda tekrar tekrar ortaya çıkar. Freud bunu “tekrarlama zorlantısı” kavramı ile açıklar. Bu, iyileşmenin ilk basamağıdır ve en büyük yardımcınız da kelimelerdir. Her şeyi kelimeler ile bilincinize çıkarmalısınız. İyileşme bu şekilde başlıyor.

 

“Bilince çıkarılmamış ne varsa kader olarak deneyimlenecektir.”

Jung

 

Thomas J. Üniversitesi Hastanesi Nörologu Dr. Andrew Newberg ve Waldman, yazdıkları “Kelimeler beyninizi değiştirebilir” kitabında şunu demişler;

“Tek bir kelimenin fiziksel ve duygusal stresi düzenleyen genlerin ifadesini etkileme gücü vardır.”

İyileştirici cümleler bu noktada müthiş güçlü etki yaratabilir.

Doğru kelimeler bizi bilinçdışı aile bağlarından aldığımız travmalardan serbest bırakabilir ve miras aldığımız travma döngüsünü sonlandırabilir.

Duygusundan özgürleşmek istediğiniz ebeveyninize söyleyebileceğiniz iyileştirici cümleler

  • Ben de senin gibi hissediyorum.
  • Bu duygunun bana ait olmadığını görebiliyorum.
  • Benim için bunu istemeyeceğini biliyorum.
  • Ve bu şekilde acı çekmemin seni üzdüğünü de biliyorum.
  • Sana olanları tekrar yaşamak yerine kendi hayatımı doyasıya ve sevgi dolu yaşayarak seni onurlandıracağım.
  • Yaşananları güç almak için kullanacağım.

Reddettiğiniz ebeveynler için sizin söyleyeceğiniz iyileştirici cümleler.

  • Bu kadar mesafeli olduğum için özür dilerim.
  • Ne zaman bana yaklaşmaya çalışsan seni ittim.
  • Seni özlüyorum ama bunu sana söylemek kolay değil.
  • Siz gerçekten harika bir anne babasınız.
  • Sizden çok şey öğrendim.
  • Gerçekten size daha yakın olmak istiyorum.
  • Sevgini senin verdiğin şekilde kabul edeceğim beklediğim şekilde değil.
  • Sesini duymak ve yanında olmak beni rahatlatıyor.

Ebeveyninizin size şu cümlelerden birini söylediğini hayal edin.

  • Seni olduğun gibi seviyorum
  • Sen benim çocuğumsun ve benden farklısın. Aynı duyguları yaşamamız gerekmez.
  • Senin üzerindeki olumsuz etkimi yaşamanı istemiyorum.
  • Sana ihtiyacın olan tüm alanı veriyorum.
  • Kendi alanına sahip olduğunda daha iyi nefes alacaksın.
  • Ben buradayım sen ise orada. Benim duygularım benimle burada, seninkiler seninle.

 

Terapi sonrası

12- Terapide yorulabilirsiniz fakat sonrasında kuş gibi olacaksınız.

Aile Dizimi seanslarında tesadüflere şaşırmaktan, ağlama, korkma, sıkışma, hissizlik veya şok olmaya kadar varan birçok tecrübe yaşayabilirsiniz. Hiç bir şeyin tesadüf olmadığını şoklamalarla göreceksiniz. Tüm gün sürebilen aile dizimi terapilerinden sonra oldukça yorulmuş olacaksınız.

İyi bir yemek, iyi bir duş ve rahat bir gün geçirmek isteyeceksiniz. Yaşadığınız her şeyi de kendinize saklayacaksınız.

Bu deneyim, o an için kişiyi mutlu yahut huzurlu hissettirmeyebilir. Ancak giderek aile sisteminde ve kişinin bilinçaltındaki dengeler yerine oturdukça denge ve huzurunuz artar.

13- Önümüzdeki yıl harika bir yıl olacak.

Terapilerden sonraki ilk yıl içinde özgüven sorunları, öfke, soğukluk ve katılık gibi duygular yerini özgüvene ve kararlılığa; ılımlı ve uyumlu davranışlara bırakır. Böylece yaşam yeni baştan daha enerjik ve dış dünyayla barışık hale gelir. Ber Hellinger’e göre bu süre 6 ay ile 2 yıl arasında değişebilirmiş.

Tüm bu içsel yenilenmenin sonunda kaygılar, duygusal bozukluklar, takıntılar, maddi manevi tıkanıklıklar, başarıyla ilgili engeller ve çok çeşitli bedensel şikâyetlerden kurtulmak çoğunlukla mümkündür.

14- Ailedeki herkes rahatlayacak.

Kişilerin enerjileri değiştikçe, ilişkilerde olumlu değişimler gözlenmeye başlar. Aileden tek bir kişi bile ailesi, sülalesi için aile dizimi çalışmaları yaptığında, diğer bireyler bu çalışmalardan haberdar olsun olmasın, olumlu değişimlere uğrarlar.

Örneğin annesiyle sorunu olan birinin aile dizimini açtırdıktan sonraki akşama annesinin onu aradığı sürprizler sık sık yaşanabiliyor. Fiziksel hayatta aramızda bulunmayan aile büyüklerimiz bile, ölümsüz olan ruhları sayesinde, zaten çalışmaların farkındalar.

Aile dizimi prensipleri ve örnek vakalar

15- Ailede kimseyi yok sayamazsınız. Herkesi kabul etmelisiniz.

 

Aile sistemine ait olma konusunda herkesin eşit hakkı var ve ne olursa olsun hiçbir sebeple hiç kimse bundan hariç tutulamaz. (Bert Hellinger)

Aile sisteminden biri reddedildiğinde veya dışlandığında o kişi sonraki nesillerden biri tarafından temsil edilir. (Bert Hellinger)

 

Siz veya sülaleniz unutsa veya dışlasa bile büyük aile ruhu onu unutmaz ve onu kabul edene kadar yaşatmaya devam eder.

Aile sisteminde sadece ana baba değil ana babanın kardeşler ve dedeler ve nineler de yer alır. Sülaleden her hangi biri kötü hatırlanıyor ve unutulmaya çalışıyorsa ve aileden dışlanmışsa, o kişi onore edilene, anlayışla karşılanana ve aileye tekrar dahil edilene kadar aile sistemi düzensiz devam eder ve huzursuzluklar olur.

Ortak bir aile bilinci vardır.

Aileye gelen birey erken ölse, ölü doğsa, kürtaj olsa bile siz veya büyükleriniz silse bile aile dizimi yaptığınızda hiçbir kaydın silinmediğini göreceksiniz. Her vaka ortak aile bilincinde saklanır. En beklenmedik zamanda ortaya çıkar.

Kişiler ailede yok sayılamaz.

Eğer bir kişi bir ailede unutuldu veya dışlandıysa o dışlanan kişiyi ailenin en küçükleri daha sonraki kuşaklarda tamamen bilinçsiz bir şekilde temsil etmeye çalışır ve o kişinin kaderi tekrar eder.

Ailede herkesin yeri vardır, ailenin bir parçasıdır ve ona aittir. Hiç kimse öylesine dışlanamaz veya unutulamaz.

  • Örnek

Bir köyde bir kadın çok aşık olduğu, kara sevdalı olduğu kocasını kaybediyor. Bu depresif durum onun mental dengesini de bozuyor. Köyde kafasını dağıtacak bir şey de olmadığından üzgün, kızgın, kalbi kırık hali davranışlarına yansıyor. Köylüler bu davranış değişikliğini hoş karşılamıyor ve ondan uzak duruyorlar.

Yalnızlık onun daha da içine kapanmasına, huysuz, cimri, aksi biri olmasına sebep oluyor. Sevilmeyen ve dışlanan biri haline geliyor. Yeni nesiller bile nineleri hakkında konuşmak istemiyor. Köyün delisi olarak akılda kalan nine konuşulmadığı ve onurlandırılmadığı için de “yarım kalan büyük aşk” döngüsü ailede yeni nesillerde devam ediyor.

  • Örnek

Bir anne düşük yapıyor veya kürtaj yaptırıyor, ikinciyi doğurduğunda doğan çocuğa ikinci çocuk olarak bakmıyor, ilk çocuk olarak bakıyor. İlk çocuğun düşük olması veya adırılması anısı aileye acı gelebilir, unutma eğiliminde olabilirler, doğan çocuğa bundan bahsetmemiş olabilirler. Fakat ilk çocuk öylesine unutulamaz. Doğan çocuk ikinci çocuktur, ilk değil.

Ailede bu unutma veya üstünü bastırma kafa karışıklığı yaratır ve ikinci çocuğun üzerine yük bindirir, depresyona yatkınlık yaratır, görünmüyorum gibi hissettirebilir. İlk çocuğun hislerini ailenin çoğunlukla en küçük çocuğu taşır. Aile, bu şekilde dizilimini kaybeder. Bu düzensizlik nesiller boyu sürebilir.

  • Örnek

Dedelerden biri öfkeli ve huysuzsa ve suç işlemişse, onu tüm aile unutmak istemişse de torunlardan biri yine aynı öfke ve huysuzlukla davranabilir ve suç işlemeye yatkın olabilir. Torunu kendi haline bıraksanız belki hiç bu eğilimleri olmayacak fakat aile etkisinden dolayı bu kötü eğilimlere sahip olabilir.

Ailede herkese doğru yerini vermek gerekir.

*Bonus* Geçmişle ve hayatta olmayanlarla helalleşebilmek mümkün.

Artık hayatta olmayan atalarla da helalleşmek ve onların küskünlüklerini gidermek mümkündür. Örneğin annesiyle arası iyi olmayan ve bereketsizlik yaşayan bir ebeveyniniz temsilen hayatta olmayan annesiyle helalleşebilir. Helalleşmek için doğrudan konuşmanız gerekmiyor. Hayatta olmasa da terapide temsil ettiği kişinin üzerinden enerji rahatlatılabiliyor.

16- Geçmişteki hiçbir aile travmasını örtbas etmemelisiniz, onunla yüzleşmelisiniz.

Ailenizde bazı büyüklere dedenizi ve ninenizi sorun. Bazılarını hiç anlatmak istemeyecekler. Ailede konuşulmak istenmeyen ve saklananlar genelde şunlar olabilir;

  • utanç vesilesiyle dışlanma, kovulma
  • cinayet
  • tecavüz
  • erken ölümler
  • deliren atalar

Buna benzer vakalar saklandıysa veya üstü örtüldüyse gelecek nesiller bunu bir karmaşa olarak görüyor. Ve rezonanstan dolayı daha fazla karmaşayı çekiyor.

Olaylar ört bas edildiğinde, gerekli dersleri almadığımızda, atalar onurlandırılmadığında bu travmatik sıkıntılar, döngüler muhtemelen aynı yaşlarda yeni kuşaklarda görülmeye başlıyor.

Örneğin savaş dönemlerinde yaşanan acıları, esareti, açlığı, işkenceleri,  soykırımları, esirliği, sürgünleri yaşayan aile büyüklerinin yaşadıkları yaşandığı yerde kalmıyor. Ruhsal kodlarımıza işleniyor. (epigenetik)

Böyle konular açıldığında da;

  • ‘o zaman yokluk varmış, olur böyle şeyler’ ya da
  • ‘savaş zamanı neler yaşanmış, geçmiş gitmiş”

gibi yaklaşımlar pek gerçekçi olmuyor.

  • Örnek;

Çin ve Japonya arası savaşta yaşanan travmaların aileler ve torunları üzerinde yarattığı etkileri kaldırmak için yapılmış bir aile dizimi grup terapisi örneğini aşağıda izleyin, şaşıracaksınız.

Yerde yatıp ağlayan hanım geçmiş nesilden birini temsil ediyor. Eski neslin acı çektiğini açık şekilde görebiliyoruz. Çalışmanın sonunda taraflar birbirine sevgi gösteriyor ve enerjiler şifalanıyor.

İlişkilerde aile dizimi

17- İlişkilerinizi etkileyen aile geçmişini aile dizimiyle şifalandırabilirsiniz.

Çocuklar anne veya babasının yerine kendini koyabilir.

  • Örnek;

Deniz’in küçükken anne ve babası ayrılıyor. Babasının annesine haksızlık yaptığını düşünüyor. Babası Deniz ile görüşmek istese de Deniz görüşmek istemiyor. Annesinin intikamını aldığını düşünüyor.

Halbuki Deniz gereksiz görev üstleniyor.

O ayrılık ve haksızlık anne ve babasının döngüsü. Deniz bunun farkına varamıyor. Tüm eş seçimlerinde bu duygu etkili oluyor. Biri hayatına girdiğinde ben bunu hak etmiyorum deyip sabote ediyor. Büyük bir enerjisi küçükken babayla gidiyor. Çünkü her ayrılık bir enerji ayrılığı gerektirir.

Yarım kalan bir aşk yeni nesillere etki edebilir.

  • Örnek;

Bir kişi evlenmekten sürekli kaçıyor. Aşık olacağı insanlardan da kendini sürekli uzak tutuyor. Mutluluklarını erteliyor veya sabote ediyor. Hayatında sürekli ertelemeler var.

Aile diziminde şunlar ortaya çıkıyor. Dede ve nine evleniyor. Çocuğun doğumunu görmeden dedesi savaşa gidiyor. Geride hamile karısını bırakıyor. Savaştan geri dönmüyor. Kadın hep onu bekliyor.

Dedenin ölmeden önceki son düşünceleri;

  • geride bıraktıklarım sağlıklılar mı?
  • çocuğum doğdu mu?
  • geri dönemedim, yapamadım, başarısızım.
  • ailemi yalnız bırakmamalıydım.
  • evlenmek ve çocuk yapmak iyi bir şey değil.

Nine kendini kapatıyor, huysuz, cimri, aksi biri haline geliyor. Herkese kızgın.

Ninenin yaşadıkları ve düşünceleri şunlar olabiliyor.

  • Bir parçam kocamla gitti, onu bekliyorum.
  • Çocuk yapınca yalnız kalıyorsun.

Ninenin ölmeden önceki son düşünceleri şunlar oluyor;

  • Bütün hayat kocamı bekleyerek boşa geçti, pişmanlık yaşıyorum.
  • Boşa ve yalnız geçmiş bir hayat
  • Hayatıma devam etmeyerek hayatı boşa zaman geçirmişim.

Yeni nesilde şunlar ortaya çıkabiliyor.

  • Mutluluklarını sabote etme
  • İlişkilerden ve çocuk sahibi olmaktan kaçma
  • Hayatı boşa geçirme korkusuyla sürekli bir şeylere koşturma
  • Ninenin bir parçası dedede kaldığı ve tamamlanmamış bir döngü olduğu için hep evlenmeyeceği kişileri çekme

*Bonus* Yukarıda bahsettiğim gibi Şamanlar her yaşantıdan sonra ruhsal parçaların başkalarında kaldığını düşünürler ve kopan ruh parçalarını geri toplama seansı yaparlar.

Böyle durumla karşılaştığınızda şehitlikten toprak alıp ninenizin mezarlığına getirebilirsiniz. Ve ikisi için ağaç dikebilirsiniz. Bu rituel atalarınızı onurlandırmak için yardımcı olacaktır.

18- Eski eşlerinizden helalleşerek ayrılın, etkisini çocuğunuzda görebilirsiniz.

Ah etmeler yeni ilişkileri bozabilir

  • Örnek;

Bir çift kötü ayrıldı, birbiri hakkında kötü konuşuyorlar veya ah ediyorlar. Bu durum yeni bir ilişkiye başlamayı zorlaştırır ve başlamış bir ilişkinin mutsuz devam etmesine neden olur. Bir dede, bir kıza evlenme sözü veriyor, am son anda vazgeçiyor. Başkasıyla evleniyor. Aşkı yarım kalan kız ise çok üzülmekten hasta oluyor. Annesi ise kızının hasta olmasına sebep olan kişinin evine gidip beddua ediyor. Başkasıyla evlenen dede ise kurduğu evlilikte mutlu olmuyor ve hatta çocukları bile mutlu evlilikler yapamıyor.

Çocuklar kopmamış ilişkiyi temsil edebilirler.

Kadın ya da erkeğin kurduğu sıkı bir aşk ilişkisi hiçbir zaman tam olarak kopmuyorsa; daha sonraki evliliklerinde doğan çocuklar, geçmişteki sevgili ya da nişanlıyı temsil ediyorlar. Çok enteresan değil mi?

Eğer kadının bir tek kız çocuğu olmuşsa, nişanlı veya sevgili veya ilk eşi, yani bir erkeği aile içinde kız çocuk temsil ediyor ve o çocuk hiçbir zaman tam bir kadın olamıyor.

Veya tersi;

Oğlan çocuk babanın ilişkisini temsil ediyor ve tam bir erkek olamıyor; örneğin erken yaşta prostat sorunu çıkıyor böylece kadınlardan uzak duruyor veya çoğunluk eş cinsellikte karar kılıyor.

  • Örnek;

Deniz’in babası ilk eşiyle helalleşmeden başkasıyla evlendi. Çocuğu oldu. Çocuk aslında bilinçsiz şekilde kendisi de anlamadığı bir sebeple babasının helalleşmeden ayrıldığı ilk eşini bazı noktalarda temsil etmeye başlamıştı. İlk eşi gibi hissetmeye başlamıştı. Artık annesine anlam veremediği bir şekilde rakip hissediyordu.

Bu dürtülerle çocuk, çocuk olamaz, kendi kaderini yaşayamaz.

Bu durumda adam ilk eşini kabul etmeli, “sen benim ilk eşimsin ve bana katkılarını saygıyla karşılıyorum ve kabul ediyorum, benim yeni eşime sen de saygı duy” demelidir. Bu şekilde artık çocuğu ilk karısını temsil etmek zorunda kalmaz.

Kabul edilmeyen saygı duyulmayan insan aile dizimini bozar.

19- Aile diziminde düzensizlik olanlar benzer frekansta birini eş seçerler.

Bireyler evlenirler. Eşlerini kendilerine uygun olanlardan değil, bilinçaltına ittikleri hislerle baş etme yollarına uygun insanları seçerler.

Yani kendini hislerine kapatmışsa, aynı kalbi kapalı insanı kendine eş seçer. Ya da açması için yardımcı olabilecek birini.

Seninle başlamadı kitabında güzel görselleştirilmiş bir tablo aktaracağım. Dan ve Nacy çiftinin bir araya gelmeden çok önce ilişki dinamikleri oluşmaya başlamış. İnsanların bir araya tesadüfen gelmediğini daha net anlıyoruz.

Aile dizimi ile kalbinizdeki ağır yükten kurtulduğunuzda hafifler ve kendiniz olmaya başlarsınız.

Kendinize doğru kişileri çekersiniz.

Kalbinizdeki yük daha da büyüyerek yeni nesile geçer. Yani kalbinizdeki yük ne kadar geçmiş nesillerden gelirse o kadar büyüktür. Bu da yeni neslin taşımasını her defasında biraz daha güçleştirir.

 

Yaşama sevincinde aile dizimi

20- Yaşadığımız tıkanıklığın sebebi hiç doğmamış kardeşlerimiz bile olabilir.

  • Örnek;

Deniz yaşama sevinci olmayan, sürekli suçluluk duygusuyla yaşayan biriydi. Bunların nedeni, kürtajla alınmış kardeşinin hislerine bilinçsizce ortak olmasıydı. Aile dizimi çalışmasıyla bunu farketmişti, şifa bulabilmişti. (doğumundan kısa süre sonra ya da bebekken ölen kardeşler de benzer etki oluşturabilir, bakılmalıdır.)

‘Kardeşim yaşayamamıştı, ben de ölmeliyim, yaşayarak ona haksızlık yapıyorum, benim de yaşamamam lazım’ tarzındaki hisler, Deniz’in hayatı boyunca bilinçaltında bastırılmıştı.

Kardeşinin temsilcisiyle (ki o kişi o anda gerçekten kardeşinin enerjisi ile doluyor) yaptığı konuşma, göz göze bakış, kucaklaşma ile çözülmeler yaşanmıştı.

Kardeşine kalbinde sevgiyle yer verdiğinde ve onun yaşamına, seçimine, kaderine saygı gösterdiğinde her iki taraf da özgürleştiklerini hisseder.

21- Hiç konuşulmamış bir suçluluk duygusu sizde intihar eğilimi oluşturabilir.

Dedenin işlediği bir cinayetten hiç haberi olmayan torun, kurbana karşı duyulması gereken suçluluğu taşıyor ve kendi hayatını kısıtlıyor, kronik depresyon yaşıyor, hatta intihar ederek kendi haberi olmadan yaşanmış bir haksızlığı yaşamıyla ödemek isteyebiliyor.

Şimdiye kadar hiç konuşulmamış ve size ait olmadığınızı düşündüğünüz bir duygu varsa doğrudan aile dizimine gidin. Öngöremediğiniz şekilde davranmaya başlayabilirsiniz. (Özellikle yaş tetiklenmesi olduğunda her şey birden ortaya çıkabilir.)

 

Hastalıklarda aile dizimi

22- Aile diziminde düzensizlik olanlarda daha fazla hastalık oluşur.

Büyüdükçe rahatsız eden korku, huzursuzluk gibi acılı duyguları hissetmemek için kalbimizi kapatır hislerimizi en aza indiririz. Bu da diğer iyi duyguları da hissetmemizi engeller. Kalbimiz bu sebepten bilinçsizce kapanır ve duygularımıza uzaklaşır ve katılaşırız.

İyi bir düşünür oluruz. Sol beynimiz çok aktif çalışır. Bu ilk başta kalpteki ağırlıktan kaçmak için genç bireylere iyi gelir.  Fakat bununla başa çıkma beceriniz, asla kalbinizi iyileştirmez. Tüm bu duygular bilinçaltına itildikçe vücut hastalık geliştirmeye başlar. Her duygu belli hastalıkları ve organı etkiler.

Bu konuda meşhur bir kitabı önermek istiyorum

Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri ve İyileşmenizi Sağlayacak Düşünce Modelleri (Louise Hay)

 

Hastalıkların kökeninde duygusal yaralar olduğunu artık hepimiz öğrenmiş durumdayız. Aile dizimi kurucusu Bert Hellinger de bu konuyu vurgulamıştır.

 

 

 

Hastalandığında iyileştirilecek bir beden yoktur. Affedilecek bir hatıra, teşekkür edilecek bir geçmiş, temizlenecek bir zihin vardır.

Bert Hellinger

*Bonus* Sağlığınızı ebeveynlerimizle olan yakınlığımız etkiliyor.

  • Araştırma 1;

John Hopkins Üniversitesinde 1.100 kişi 50 yıl boyunca izlenmiş. Ebeveynlerine duydukları yakınlık hissi ile kanser oranları arasında yakından ilişki görülmüş.

  • Araştırma 2;

Harvard Üniversitesinde 35 yıllık bir araştırmanın sonunda şu elde edilmiş; ebeveynlerimizle olan ilişkilerimiz sağlığımızı da etkiliyor.

Katılımcılara ailesi ile olan ilişkilerini tarif etmeleri istenmiş. “çok yakın”, “sıcak ve arkadaşça”, “tahammül edici”, “gergin ve soğuk”.

  • Gergin ve soğuk: Annesiyle ilişkisini gergin ve soğuk tanımlayanların 91%’i orta yaş dönemlerinde (kanser, koroner arter hastalığı, hipertansiyon vb.) sağlık problemleri teşhis edilmiştir.
  • Sıcak ve yakın: katılımcıların 5%’i sıcak ve yakın demiş.

23- Bir çok sağlık problemi için aile dizimi faydalı olabilir.

Döngülerinizi temizlemek size çok zor gelebilir fakat aile dizimi ile bu aslında çok zor değildir. Sonuç olarak ebeveynlerimize ait olanları onlara iade ettiğimizde, onları onurlandırdığımızda kalbinizde bir aydınlanma olur. Kalbiniz açık olur tüm hislere açık olursunuz. Ağlamaktan korkmazsınız.

Çözülmemiş ruhsal problemler, vücudun miras aldığı ruhsal travmalar, acılar, depresyonlar bir zaman sonra karşınıza tansiyon ve alzheimer olarak çıkabilir. Alzheimer baş edemediği anılardan dolayı hafızanın vücudu ve ruhu korumak için şarteli indirmesidir.

Bu hastalıkların çözümünde aile dizimi yardımcı ve destekleyici olabilir.

  • Örnek

Sevgiliden ayrılma veya terkedilme travmatik hale dönüşmüş olabilir. Ayrılma travması bir çoğu zaman cilt hastalıkları olarak kendini gösteriyor. Ağır bir ayrılık travmasından sonra ninenizin ellerinde egzamalar çıkmış olabilir. Aynı yaşta, yaş tetiklenmesi yaşayan hiç bir şeyden haberi olmayan babanız da egzamayla boğuşmuş olabilir. Sizde de el egzaması çıktığında epigenetik etkilerini araştırın, yani bir aile dizim seansı almayı düşünmelisiniz.

  • Örnek

Bir deney yapılıyor. Kanser geni aktif bir aile bir evlatlık alıyor. Evlatlık alınan çocuk ailesinde aktif bir hastalığı olmayan temiz genetikli bir dağ köyü çocuğu. Kan bağı olmadığından genetik etkilerin görülmeyeceği düşünülüyor. Bunun doğru olup olmadığı hakkında gözlem yapılıyor. Bir süre beraber yaşıyorlar. Bir zaman sonra çocuğun kanser geni aktive oluyor ve hastalık başlıyor. Bu deneyde ailede hastalıkların yeni nesillere aktarılması için kan bağı veya dna genetiği ile geçmesi gerekmediği gözlemleniyor.

  • Örnek

Denizin ninesi alzheimer olmuştu. Aslında gençliğinde yaşadığı travmaları, baş edemediği olayları . hatırlamamak için şartel indirmişti. Küçükken evde çıkardığı yangın ile birinin ölümüne sebep olmuştu. Ona çok ağır geliyordu ve hatırlamak istemiyordu. Alzheimer onun ruhunu bu acılardan koruyordu.

  • Örnek

Azınlıkların ara ara rahatsız edildiği dönemlerde bir etnik gruba evlerini terk etmeleri için baskı yapılıyor. Bazıları Türkiye’yi sevdiği için kalmak istiyor. Fakat rahatsız edenler kararlı ve kızgınlar. Evlerini ateşe veriyorlar. Kaçan kurtuluyor kaçamayan kurtulamıyor ve yanıyor. Bu cilt yanması yeni nesillerde cilt kanseri olarak kendini belli ediyor.

Finansal kaynaklarda aile dizimi

24- Maddi tıkanıklıklar ve köklenememe (göç) sorunu yaşıyorsanız aile dizimini deneyin.

Mübadelede göç etmiş atalarınızı düşünün. Yoksulluk içinde yaşamış, kendi geçimlerini sağlamakta zorlanmışlar. Muhtemelen onlar savaş, kıtlık veya zulüm yüzünden, dünyanın başka bir yerinde yeni başlangıçlar için evini ve eşyalarını terk ediyorlar. Biz de farkında olmadan onları onore etmek için atalarımızla bilinç dışı bağ kurarız.

Eğer atalarımız zorluklar yaşamışlarsa farkında olmaksızın onları onore etmek için acılarını devam ettirebiliriz, kendimize onlardan daha iyi bir hayatı layık görmeyiz ve bolluk içinde bir hayat yaşama girişimlerimizi kendi kendimize sabote ederiz.

Bu durumda onların sahip olduğundan daha fazla şeye sahip olmamız zor olabilir.

Geçmişte bizim yaşamadığımız yoksulluk, bizim şimdiki mevcut zenginliğinizi gölgeler hale gelebilir.

Genellikle mücadele vermiş olan aile üyelerimizi arkalarında bıraktıkları ülkelerini veya kültürlerini onurlandıran basit bir ritüel bizi köklendirebilir. Böylece onların sayesinde edindiğimiz yeni yaşamın avantajlarından yararlanabiliriz.

  • Örnek;

Maddi durumu iyi bir aileden gelen, eğitimli bir kişinin maddi sıkıntı içinde olmasına karşılık yapılan bir aile dizimi çalışmasının sonucu şu şekilde olmuş;

Görünürde bolluk içinde yaşaması gereken bu kişinin, yaklaşık yüz yıl önce savaş yüzünden topraklarını, mal varlıklarını bırakarak, hayatta kalabilmek için göçmüş bir ailenin 5. kuşak bireyi idi. Aile büyüklerine olan kuvvetli sevgi bağı yüzünden şunu bilinçaltında geçirmişti;

“atalarım için önemli olan köşkleri, altınları değil, hayatta kalabilmekti, yaşayabilmek için parasızlığı göze aldılar, ben de onlar gibi sıkıntı çekerek onlara olan bağımı kanıtlamalıyım, param çok olursa onlara ihanet etmiş olurum”

O aile dizimi terapisine kadar kendisi de böyle bir düşünceye bağlı yaşadığını bilmiyordu.

  • Örnek;

Deniz köklenemiyor, bir yere ait hissetmiyor, bu yüzden elindeki mala mülke hem çok sıkı yapışıyor hem de yeni bir şey almak istemiyordu, bazen de çok savruk oluyordu. Borç alıp vermeyi sevmiyordu, üzerinde anlamadığı bir pişmanlık vardı. Göçmen ailelerde bu tür davranış kalıplarının aktarıldığını bilmiyordu.

Dedesi Bulgaristan’dan göç ederken geride yaşlılarını, evlerini, tarlalarını bırakmış; ailesini koruyamadığı için kendini çaresiz hissetmiş, üzülmüş, yolda ise soyulmuş, itilmiş kakılmış, parası çalınmış olabilirdi. Yolda gelirken hasta olan aile üyeleri vefat etmiş olabilirdi. Neler yaşadıklarını hiç bilmiyordu. Bunların pişmanlığını bilinçsizce devralmıştı.

Ritüel: Dedelerinizin başka yerden geldiğinde ruhlarının bir parçası aslında geride kaldı. Şamanlar kopan ruh parçalarını gidip geri toplarlarmış. Siz de bu durumu şifalandırmak için ufak bir ritüel yapabilirsiniz. Mesela imkanınız varsa göç ettikleri yere gidip biraz toprak alıp memleketinizdeki mezarlıklarına götürebilirsiniz.

Anne baba ilişkilerinde aile dizimi

25- Anne insanın hayatında bereketi temsil eder. Baba kazancın çokluğunu.

Anne babanınızla ilişkiniz bereket ve kazancınızı etkiler.

Annenizle aranız kötüyse kazandığınızın bereketini göremezsiniz. Paranın gelişiyle ilgili dirençleriniz varsa babanıza karşı bir direnciniz var diyebiliriz. Bir ebeveyni reddetmek başarımıza engel olabilir.

Bir ebeveyni reddettiğimizde, yargıladığımızda, suçladığımızda veya kendimizi ondan uzaklaştırdığımızda bunun yansımalarını biz de içimizde hissederiz. Bilinçli olarak farkına varmayabiliriz ama bir ebeveyni uzaklaştırmak, itmek kendimizin bir parçasını itmekle çok benzerdir.

Anne-babamızla bağımız bir şekilde bozulduğunda yaşam gücümüz sınırlıymış gibi hissederiz. Kendimizi engellenmiş ve sıkışmış hissederiz. Yokuş yukarı yüzüyormuş gibi hissedebiliriz.

Bir ebeveyni reddederek kendi başarımızı kısıtlarız.

Anne babamızla bağımız serbest şekilde aktığında hayatın önümüze getirdiği şeyleri daha kolay alırız.

Babaya direnç geliştirdiğimizde;

  • Babasını reddeden başka insanların yanında kendisini rahatsız ve içine kapanık hissedebilir.
  • Hatta aile kurup baba sorumluluğu alma konusunda isteksiz hissedebilir.
  • Ve reddettiğimiz ebeveynin deneyimini tekrar edebiliriz.
  • Farkında olmayarak kendimizi o kişinin yerine koyabiliriz.
  • Ebeveynimizde kabul edilemez olarak nitelendirip yargıladığımız veya tolere edemediğimiz şeyler bizlerin yaşamında yeniden ortaya çıkabilir.

Bütün bunlar bize istenmeyen bir miras almışız gibi hissettirebilir.

Annemize direnç geliştirdiğimizde;

  • Farkında olmadan kendimizi yaşamın rahatlatıcı unsurlarından da uzaklaştırırız.
  • Güvenlik, emniyet, bakım, beslenme yaşamımızda eksik gibi hissederiz.
  • Annemizle bağımız erken bozulduğunda korku, kıtlık ve güvensizlik duygusundan oluşan kara bulut varlığına inanmaya başlarız.
  • Anneden erken ayrılmak romantik ilişkilerde de istikrarımızı bozabilir.
  • Yakınlığın yok olacağından veya elimizden alınacağından korkabiliriz.
  • Tıpkı annemize tutunacağımız gibi partnerimize tutunuruz veya nasıl olsa gidecek diye partnerden uzaklaşırız.

Anneler; aile diziminde ve psikoterapilerde büyük yer tutar.

Bebekken annelerimizi dünyamız olarak algılarız. Anneyle yaşanılan bir ayrılık hayattan kopmuşluk hissi verir.

“Annenin doyuramadığını dünya doyuramazmış. Anneye bağlanamayan dünyaya bağlanamaz.”

 

Hayata bağlanmada anne çok kritiktir.

  • Örnek;

(Seninle başlamadı kitabından…) John-Paul kariyerinde gelişemiyordu. İşte oyalanıyor, ayrılamıyordu, vasat insanların yükselmesini izliyordu. John sessizdi. Ofiste pek sosyalleşmiyordu, sohbetlerde kuytuda saklanıyordu. Başkaları tarafından fark edilmeden, göze çarpmadan, sadece üst yönetimin gözetim altında yaşıyordu.

Özel görevlere çağrılmıyordu haliyle başarısız olma riski yoktu. Başkaları tarafından izlenme ve yargılanma stresinin eşlik ettiği bir görev olan liderlik alma fikri onu bunaltıyordu. Reddedilebilirim ve yanlış hamle yapıp her şeyi kaybedebilirim diye düşünüyordu.

John Paul küçükken annesinin sevgisine güven duymayı bırakmıştı. Hayatının geri kalanında herkesle ilişkilerinde tedbirli ve dikkatli oldu. Arkasında annesinin desteğini hissedemeyen John, arzuladığı şeylere ilerlerken güvensizlik ve tereddüt yaşıyordu. “Eğer yanlış bir şey söylersem veya yaparsam reddedileceğim veya kovulacağım” diye korkuyordu.

John, reddedilme korkusu ile annesiyle yaşadığı ayrılığın bağlantısını kuramıyordu.

Ebeveynleri onu ninesinin yanına götürmüşlerdi. Dedesi hasta olduğunda ninesinin işleri ve dedesiyle uğraşması sebebiyle enerjisi çok bölünmüştü. John da çok ayak altında olmazsa rahatsız etmeyeceğini düşünerek geri durmuştu.

Olanları ve korkularını annesine anlatamadı. Annesinin verdiği güvenden tereddüt ediyordu. Daha öte bir hayal kırıklığından kendini korumak için kendini kapatıyordu. Yakınlaşmak ve incinmek arasında kalıyordu ve yetişkinlik hayatını kapladı. Reddedilmekten ve kaybetmekten duyduğu korku, arzuladığı ilişkilerden kaçınmaya döndü. Yanlış yapma riski her şeyi kaybetmek anlamına gelebilirdi.

Bir sohbetten sonra konuşmaları tekrar tekrar aklından geçiriyor, yanlış bir şey söyledim mi diye düşünüyordu.

Ofis arkadaşlarını konuşurlarken görmekten korkuyordu. Onun hakkında konuşuyor olabilirlerdi. Sonunda gözden çıkarılacağı ve reddedileceği veya kovulacağı ya da umursanmayacağı ve gruptan dışlanacağı hakkında endişeleniyordu. Bırakılma veya terk edilme korkusu yaşıyordu.

Hayatın kaynağı anneyle yaşadığı erken ayrılıkla hayata tedbirli yaklaşımının bağlantısını kurunca kaygısı çözüldü. Sadece bu bağantıyı kurarak fark etmeksizin yaşamını sınırlandıran çocukken vardığı sonuçları tersine döndürmeye başladı.

Annesine dair taşıdığı annesinin besleyici ve destekleyici olmadığı içsel imgesi iyileşmeye başladı. Aslında annesi ona kendini kapatmamıştı. John annesine kendini kapattığını anladı.

Annemizle bağımız erken koptuğunda korku ve güvensizlik bulutu hayat deneyimlerimizin içine dolabilir.

26- Anne veya babanızın rolünü çalıyor olabilirsiniz. Çocuklar anne babaya yardım etmeyi bırakmalıdırlar.

Aile dizimi 1. derece akraba olan anne ve baba ile olan bağlantıları da şifalandırabilir. İlla ki her şey dededen veya nineden başlamak durumunda değil.

  • Örnek

Babanız çok okumak istedi ama okuyamadı, bu okuma aşkı sizin üzerinizde yük olabiliyor. Bir üniversite daha, bir master daha, bir doktora daha yaparak kendinizi nereden geldiğini bilmediğiniz bir dürtüyle hırpalayabilirsiniz.

Çocuklar, özellikle küçük çocuklar anne babalarının iyiliği için her şeyi yaparlar.

Aile diziminde görülür ki, ana babasından kader almaya çalışırlar.

Bazen “sen hasta olacağına ben olayım daha iyi” bile derler.

Fakat bu ana-babayı koruma kurtarma isteği her zaman başarısızlıkla sonuçlanır. Bu deneyim de çok acılıdır. Fakat vazgeçmezler. Çocukken ebeveynlerine yardım etme istedikleri gibi büyüdüklerinde de başkalarına yardım etmeye devam ederler. Bu ilişki hep başarısız olur.

Bu mutsuzluktan dolayı 30 yıl terapiye giden var. Hayatlarını çöpe atıyorlar.

İlk yapılması gereken ise ebeveynlere yardım etmeyi bırakmaktır. Anne babaya sen büyüksün ben küçüğüm demek gerekir. Bu, sisteme saygı duymaktır. Ebeveyn sistemde önce gelir. Çocuklar sonra gelir. Ebeveynler verir, çocuklar alır. İlişkilerde almayı çok bilmeyen insanların evbeveynleriyle aralarındaki dirençleri incelemek gerekebilir.

  • Örnek;

Bir kişi bir yangında anne ve kardeşini kaybediyor. Babası da sonraları sokakta vefat ediyor. Çocuk onları kurtaramadığını düşünüp keşke ben de ölseydim diyor. Çaresizlik içinde hissediyor. Öfkeli. “Onları kurtaramadım” öfkesi taşıyor. Öfke iyice artıyor ki, insanlarla konuşmayan, iletişim kurmayan, döven, saldıran biri oluyor. Acısı onu yabanileştiriyor. Herkes ondan korktuğundan kimse ona yardım etmiyor. Halbuki aradığı aile sevgisiydi. Sevgiyi almak için öfkeli davranıyordu. Aile dizimi ile öfkesinin sebebinin hem sevgi açlığı hem de kendini suçlu hissetmesinden geldiğini anlıyor ve tıkanık enerjisini salıyor. Hayatı normalleşiyor.

*Bonus* Ailemizin yaşadıkları ilişkilerinizi şekillendiriyor.

  • Örnek;

(Seninle başlamadı kitabından…) Tyler’ın babası ilk karısıyla 1 yıl evli kalmış ve karısı onu başkasıyla aldatmıştı. Çok ağrına gitti. Geçen zamana, tekrar evlenmesine rağmen kırık kalbi hiçbir zaman iyileşmedi. Babasının kırık kalbi Tyler’ın evliliğini etkiliyordu. Babası konuyu hiç konuşmuyordu ama Tyler’ın bedeninde duygular çok canlıydı. Tyler bilmeden babasının travmasını devralmıştı. Bu konuda aydınlanma tüm bedenini uykudan uyandırdı. Tyler cinsel ilişki yaşamayarak kendini ihanetten koruyordu. Ereksiyon bozukluğu onu reddedilmekten uzakta tutuyordu. Kendi güvensizliği kendini terk etmesine sebep oluyordu. Tyler bu bağlantıyı kurabildi. Babasının duygularını yaşamak zorunda değildi.

Bunun gibi bilinçsizce devralınmış birçok aile yaramız var.

İlişkileri etkileyebilen diğer görünmez aile  dinamikleri şunlar olabilir;

(seninle başlamadı kitabından…)

1- Annemizin veya babamızın büyük aşkı kalbini kırdıysa bazen çocuk olarak kalp kırıklığına dahil olabiliyoruz. İlk aşkımızı kaybedebiliyor veya ebeveynimizin aşk acısını taşıyabiliyoruz. Ya da onun gibi mükemmel olmadığımız hissine kapılabiliyoruz. Bir çocuk olarak enerjisel açıdan bu ilk aşkın yerine geçip anne vaya babamıza bir partner gibi davranmak isteyebiliyoruz.

2- Ebeveynlerimiz boşandıysa; yaş tetiklenmesiyle biz de aynı yaşta eşimize karşı büyük bir soğuma veya boşanma yaşayabiliyoruz.

3- Babamız annemize kötü davrandıysa, erkek çocuk olarak biz de partnerimize benzer şekilde kötü davranabiliyoruz. Böylece babamız tek başına kötü adam olmayacaktır. Kız çocuk olarak babamız gibi bir partner çekebiliyoruz. Bu saygısızlığa maruz kalarak ebeveynimizin deneyimini tekrar edebiliyoruz. Benzer bir şey yaşadığımızda annemizden daha mutlu olmak bizim için zor olacaktır.

4- Ebeveynlerimiz ilişkide mutsuz olduğunda; ebeveynlerimizden daha fazlasına sahip olmayı istememe eğiliminde olabilir ve mutlu olmamızı engelleyebilir, ilişkilerimizi sabote edebiliriz. Ebeveynlerimize olan bilinç dışı bağlılık onlardan daha mutlu olmamıza engel olabilir. İlişki iyiye gittiğinde kendimizi suçlu ve rahatsız hissedebiliriz.

5- Ebeveynlerden birini reddediyor, yargılıyor veya suçluyor olabiliriz.  Onore etmek yerine reddettiğimiz atalar da olabilir. Ebeveynlerimizi reddettiğimizde veya uzaklaştırdığımızda, onların sevmediğimiz özellikleri bizde ifade bulur. Reddettiğimiz ebeveynin deneyimini tekrar edebiliriz. Babamızı finansal başarısızlığından dolayı reddettiğimizde tıpkı onun gibi davranıp, olumsuz özelliklerini paylaşarak onunla gizli bir bağ kurarız. Gizli bir bağlılığa yakalanmış olarak, ondan üstün olmamak için kendi başarımızı sabote ederiz. Ya aynı huylar sizde belirir ya da aynı huylarda bir partner hayatınıza alırız. Terk edebilir veya terk edilebilirsiniz.

5- Ebeveynlerden birinin duygularının sorumluluğunu üstlendiysek; üzgün ebeveynlerimizi rahatlatmak dürtüsü ile onun duygularının sorumluluğunu almış olabiliriz. Yani önce anne-babamızın mutluluğu sonra biz deriz. Önce anne babamıza yardımcı oluruz ki bizle sonra ilgilenebilsin. Anne babadan sevgi alma ihtiyacını erteleriz. Daha verici oluruz. İlişkilerde almayı bilemeyiz. İlişkilerimizde ise daha çok vermeye odaklanırız ve / veya partnerimizin ihtiyaçları altında bunalmış hissedebiliriz.

6- Annemizle bağımızda erken bir kopuş yaşamışsak; ilişkilerimizde kaygı yaşayabilir, ilişkiden uzaklaşmak isteyebilir, partnere kusur bulur, gereksiz kavgalar çıkartabiliriz. Ya ilişkilerde bir şey talep etmeyiz, kendi gücümüzü korumayı önemseriz ya da kendimizi ilgi meraklısı, güvensiz ve kıskanç görebiliriz.

7- Ebeveyn veya nine-dedenizden biri eski partnerini terk ettiyse, evliliğe giderken bir partnerinden veya karısından ayrıldıysa biz de torun olarak yalnız kalarak bedelini ödeyebiliriz. Dedemize göre yeterince iyi olmayan bu kadın gibi kendimizi “yeterince iyi değilmiş” gibi hissedebiliriz.

8- Nine veya dedemiz erken öldüyse ve ölüm sebebiyle diğeri  yalnız kaldıysa biz de yalnız kalabiliyoruz. Eğer bir ilişki içindeysek bir mesafe veya tartışma yaratabiliyoruz. Sessiz bir bilinçdışı bağlılıkla bu yalnızlığı paylaşmanın bir yolunu buluyoruz.

9- Ebeveynimiz genç yaşta öldüyse ölen ebeveynimizle aynı yaşa eriştiğimizde veya ilişkimizde aynı yıl süresini doldurduğumuzda veya çocuğumuz bizim ebeveynimizi kaybettiğimiz yaşa geldiğinde, kendimizi fiziksel ve duygusal açıdan uzaklaştırabiliriz.

10- Daha önceki partnerimizi incittiysek farkında olmadan bu incitmeyi yeni ilişkinizi sabote ederek dengelemeye çalışabiliriz. Biraz da bu incitmenin suçluluğunu hissetmemek ve normalmiş gibi göstermek için incitmeyi haklı çıkarmaya çalışırız.

11- Kürtaj olduysak suçluluk, pişmanlık ve vicdan azabı ile bir ilişki içinde kendimize mutu olma izni vermeyebiliriz.

 

Ufak bir uyarı

27- Hazır değilseniz terapi almanız tavsiye edilmez.

Aile Dizimi oldukça güçlü bir tekniktir. Bu teknikle alınmış ve doğru prensiplere göre uygulanmış bir seanstan sonra hayatınız aynı şekilde devam etmez.

Seanstan sonraki ruh hali seanstan öncekine nazaran oldukça farklıdır. Bu nedenle kendi gerçeğine bir kez tanık olması kişiyi sonsuza dek değiştirecektir. Kendi ve ailesiyle ilgili bir gerçekle yüzleşmeye hazır hissetmeyen kimselerin bu seansı alıp kendi dizimini açtırması tavsiye edilmiyor.

*Bonus* Ailedeki tıkanıklıklar ailenin en küçüğünde daha çok görülüyor. Ailenin küçük çocuğunda görülse dahi aile dizimi genelde 16 yaş sonrasında yapılması da öneriliyor. 16 yaşın altındaki bireylerin önce ebeveynleri aile dizimi yaptırması daha uygun görülüyor.

*Bonus* Şirketlere de aile dizimi yapılabilinir.

Şirkette çalışmış ve çalışan tüm insanlar, kurucular, müşteriler ve tüm ortaklar bir ortak enerji alanı oluştururlar. Aileye benzer. Firmalarda da ailede olduğu gibi herkesin kendi yerini kabul etmesi esastır. Bir düzen yoksa ekip içinde devamlı bir huzursuzluk, bir gerginlik yaşanır. Organizasyon dizimi ile ekip için huzursuzlukları çözülebilir.

Ortaklık aşamasında ortaklarla ilgili olabilecek olası engelleri görmek için organizasyon dizimi kullanılabilir. Bir iş yerinin büyümesinin önündeki engeller, mekândan kaynaklanan sorunlar olup olmadığı konuları organizasyon dizimlerinde çözülebilir.

  • Örnek;

Aynı mekanda değişik zamanlarda sürekli iflas yaşanmış ise, organizasyon dizimi ile o mekânda yeniden bereket enerjisinin akması sağlanabilir.

Aile dizimi ile ilgili daha derin bilgi almak istiyorsanız en bilinen iki kitabı siz de alın okuyun. Size linklerini de veriyorum

Kitap önerisi 1;

Seninle başlamadı kitabını D&R sitesinden alın.

Yazara göre; Yirmi yılı aşkın bir süre boyunca, depresyon, anksiyete, kronik hastalıklar, fobiler, takıntılı düşünceler, travma sonrası stres bozukluğu ve diğer güçten düşürücü koşullarla mücadele eden bireylerle çalıştım. Birçoğu bana geldiklerinde yıllar süren konuşma terapileri, ilaç tedavileri ve diğer müdahalelerin, belirtilerinin kaynağını çözme ve acılarını giderme konusunda başarısızlıkla sonuçlanması nedeniyle cesaretleri kırılmış ve ümitlerini kaybetmiş bir hâldeydiler.

Kendi deneyimimden, eğitim ve klinik uygulamalarımdan öğrendiğim şey şu ki, cevap sadece kendi hikâyemizin içinde değil. Ebeveynlerimizin ve hatta onların ebeveynlerinin içinde bile olmayabilir. Son yapılan bilimsel araştırmalar travmaların etkilerinin bir nesilden diğer nesle geçebileceğini aktarmaya başladı. Bu “miras”, bilinen adıyla kalıtsal aile travmalarının konusunu oluşturuyor. Ortaya çıkan kanıtlar sistemin gerçekliğini doğruluyor. Kalıtımsal zincirde yer alan acı her zaman kendi kendine sona ermeyebilir ya da zamanla azalmayabilir. Asıl travmayı yaşayan kişi ölmüş, hikâyesinin üstü örtülmüş ve yıllar içinde saklı kalmış olsa bile, hayat tecrübesine ilişkin parçalar, anılar ve hisler yaşamaya devam edebilir. Âdeta şu an yaşayan kişilerin zihinlerinde ve bedenlerinde çözüm bulmak için geçmişten günümüze uzanır.

“Seninle Başlamadı” geleneksel psikoterapinin, ilaçların ve diğer müdahale yöntemlerinin uzun süredir çözemediği zorlukların ortadan kaldırılmasında dönüştürücü bir yaklaşım sunmaktadır.

Kitap önerisi 2;

Atalarımızdan gelen Karmayı Şifalandırmak kitabını D&R sitesinden alın.

Aileniz her jenerasyonda aynı denemelerden, aynı sıkıntılardan mı geçiyor? Siz de kendinizi aynı kadere mahkûm mu hissediyorsunuz? Eğer böyle hissediyorsanız büyük ihtimalle aile bireylerinizin karması size miras kalmış durumda.

İyi haber ise; bu döngüye dur diyebilirsiniz! Tanınmış bir yazar, ruh şifacısı ve bir şaman pratisyeni olan Dr. Steven Farmer size, kendinizi nasıl geçmişin negatif döngülerinden özgürleştirebileceğinizi ve atalarınızın kadim bilgeliğine nasıl ulaşabileceğinizi anlatıyor.
Atalarımızdan Gelen Karmayı Şifalandırmak kitabında:

-Atalarınızla nasıl iletişim kurabileceğinizi,
-Kalıtımsal özelliklerinizi ve fiziksel, duygusal ve zihin sağlığınızı bozan niteliklerinizi nasıl iyileştirebileceğinizi,
-Atalarınızın bilgileri ile kendi spiritüel yolunuzu nasıl birleştirebileceğinizi,
-Karmik yüklerden arınarak gelecek nesillere nasıl pozitif karma aktarabileceğinizi öğreneceksiniz.

Düşünsenize, sizden önce gelenlerin bilgeliğine erişebilseydiniz hayat ne kadar farklı olurdu! Atalarımızdan Gelen Karmayı Şifalandırmak bunu nasıl yapabileceğinizi size gösteriyor. Şu andaki ruhsal felsefeniz ya da inanışınız ne olursa olsun atalarınızla ilişki kurabilir, onların rehberliğinden, bilgisinden ve şifasından faydalanabilirsiniz.

 

Sonuç olarak;

Kişi anneannesine bağlılığını eşinden dayak yiyerek, atalarına bağlılığını maddi sıkıntı çekerek, doğmamış ya da erken ölmüş kardeşine bağlılığını intihar teşebbüsleriyle kanıtlamak zorunda değildir. Tam aksine, onları ve olanları olduğu gibi kabul edip saygı göstererek zaten onlara bağlı olduğunu gösterir ve sorumluluk ve yüklerden arınmaya, özgürleşmeye başlar. Aile dizimi ile geçmiş yüklerden arınarak kendi gerçeğine ulaşabilirsiniz.

 

Kaynak:

 

Bu yazıyı çevrenle paylaş;
1.7K+Shares

8 Comments

  1. Yazınız çok anlamlı çok etkilendim yaşanmışlıklar kalıcı malesef hayatmzda nereye gidersek gidelim onları götürüyoruz

    1. hiç birşeyin kalıcı olmadığını ve değişebileceğini artık biliyoruz. lütfen olumlu düşünün ve arayışa girin.

        1. Aile dizimini deneyebiirsiniz. Google’dan araştırın. İçinize sinen birini telefonla arayıp randevu isteyin.

  2. Emre ziya Yazgan hocanın yaptırmış olduğu anne atalar blokaj kaldırma kaydı yarım kalınca söylemem gereken sözleri ve kitapları vesilenizle görmüş oldum teşekkür ederim

  3. Merhaba, şu anda okuduğum yazıda geçen emeğiniz için müteşekkirim. Lakin sitenize girdiğim andan itibaren gördüğüm 4.pop up, ısrarla e-mail adresi istemeniz ”marka müdürü” gibi iddialı bir marka için hoş bir imaj bırakmıyor. Bakın ben son cümleyi bitirmeden ”pardon araya girebilir miyim ? şeklindeki pop-up yine çalıştı. Gerçekten ısrar hoş değil Semih Bey.

    Yazı için tekrar teşekkürler

  4. Maşaallah güzel yazı. Bunun daha ileri seviyesi. Dini islam da zaten mevcut. Şöyleki; soyun adayıp yerine getirmediği adaklar, vermediği zekatlar, faiz günahları, zulümler, alınan ve edilen beddua, ahlar vs tabi çözümler. Sonrası huzurun yakalanışı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.