HAYATIMIZDAN PAZARLAMA DERSLERİ

Son derece geniş bir alana sahip olan pazarlamaya, hayatın içinden seslenerek, hayata dair örnekler vererek açıklayalım.

Kuruluş yeri seçimi işletmeler için hayati derece önemlidir. Kuruluş yeri seçerken işletme tipine, firmanın üreteceği mal ya da sunacağı hizmete, yer alacağı pazarın koşullarına, kapasite büyüklüğüne, dolayısıyla talebe bağlı değişkenlik gösteren stratejik bir karardır. Bundan dolayıdır ki uygun lokasyonda bir işyeri açmak için şirketler çok önemli analizler ve araştırmalar yapmakta hatta hatırı sayılar bedeller ödeyerek fizibilite raporları satın almaktadırlar. Çünkü farkında oldukları bir nokta vardır; araştırmaya ayırdıkları hiçbir bütçe yanlış yapabilecekleri bir yatırımdan daha pahalı olmadığıdır. Yakın zamanda bir dilenciyi gözlemledim. Oturduğu yerde yaya trafiği yoğun olmasına rağmen kendisine para veren insan sayısı azdı. Demek oluyor ki yaya trafiğinin yoğun olması her zaman yeterli bir kriter değilmiş. Dilenci kendince bir strateji geliştirdi. Bulunduğu yerden kalktı ve yakındaki bir marketin çıkış kapısına yakın yerde konuşlandı. Marketten çıkan müşterilerin büyük çoğunluğu ellerinde ki bozuk para üstünü cüzdanlarına, çantalarına veya ceplerine tam koyacaklarken oturan dilenciyi gördüklerinde bozuklukları dilenciye verdiklerini görünce şaşkınlığımı gizleyemedim. Demek ki bazen bir dilenciden bile bazı dersler alabiliriz.

beggars2.jpg

Segmentasyon, pazarlamada sıkça konuşulan ve üzerinde tartışılan bir konudur. Hedef tüketici kitlesi olarak adlandırılan müşterilerimiz, kendi içerisinde farklı homojen grupların bir araya gelerek heterojen bir yapı sergilemesi ile oluşmaktadır. Pazarın içerisinde benzer ihtiyaçlara, satın alma eğilimleri ve davranışlarına, üretim şekline ve türüne sahip her bir kitle o pazar için segmente edilmiş kitleyi oluşturmaktadır. Bu sayede firmalar CRM yardımıyla veya Pazar araştırmalarıyla müşterileri demografik, coğrafik, yaşam tarzı, alışveriş davranışları gibi kriterlerde benzer özelliklere sahip daha küçük gruplara ayırarak bu guruplara özel üretim ve satış stratejileri geliştirirler ki buda başarının kaçınılmaz yoludur. Sokak sanatçılarının Levent metro çıkışında çaldıkları müzikle Aksaray metro çıkışında çaldıkları müziklerin farklı olması da, kendilerine göre yaptıkları hedef kitle / segmentasyon analizi sonucunda ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Benzer şekilde Amerika’daki bir dilencinin dilenirken farklı dinlerin isimlerini ayrı ayrı yazdığı kâseler ve “hangi din evsizlere daha çok yardımcı olur?” yazısıyla hem hedef kitlesini birbirleriyle rekabete itiyor hem de onları segmente etmiş oluyor.

Ürün farklılaştırma aynı nitelikteki ürün veya hizmetin farklı versiyonlarının piyasa sürülmesi denebilir. Perakende sektöründe ürün farklılaştırmasına örnek verecek olursak aynı marka çikolatanın bitter ve sütlü versiyonlarının piyasaya sürülmesi gibi. Sebebine gelince ise ürününüzü farklılaştırınca daha çok satarsınız. Yine bir dilenci örneğinden gidecek olursak genellikle yaşlı veya orta yaşlı bir kadın, yanında bir çocuk veya bebek vardır. Çünkü kadından elektrik alamazsanız çocuğa para verirsiniz. Kazanç ortak havuzda birleşir ve gelir maksimize edilmiş olur.

Günümüzde çok hızlı değişen bir gündem trafiği vardır. Pazarlama dünyasında da sıkça kullanılan “Real Time Marketing” yani gerçek zamanlı pazarlama hızlı değişen bu ortama uyum sağlamak için ortaya çıkmış bir tekniktir. Gerçek zamanlı pazarlama markaların gündemdeki haberleri ve güncel olayları takip ederek, bu olaylara paralel içerik, reklam ve ürün yerleştirme yoluyla hedef kitlelerine ulaşması anlamına gelmektedir. Bir pazarcı esnafımızın Galatasaray-Beşiktaş maçı öncesi tezgâhının bir tarafına sarı-kırmızı ürünleri, öteki tarafına ise siyah-beyaz ürünleri dizerek üstüne birde takım bayraklarını koyması da bir çeşit gerçek zamanlı pazarlamadır.

Bir dolmuşçunun, araçta tek başına bekleyen yolcusunun, bu araç kalkmayacak, diye kızıp araçtan inmesini önlemek için ara sıra gaza basıp yolcuya hemen kalkacakmış intibası yaratması da pazarlamanın bir yönünü hayatında uyguladığını göstermektedir. Herkesin öğrendiği, gördüğü yöntemler vardır. O yüzden; bir bilenden öğreneceksin, bir de yapandan.

Hayatın şöyle bir adaleti vardır; yapılması gerekenleri sadece ne yapılması gerektiğini bilenler yapmaz.

 

Comments

comments

Cevdet Yalçıner

İstatistik lisans eğitiminden sonra yüksek lisansını İşletme alanında yaptı. Hızlı tüketim sektöründe temellerini attığı profesyonel iş hayatını daha sonra araştırma ve danışmanlık şirketlerinde yapılandırdı. Şimdi ise kariyerini müşteri tarafında Pazar araştırma analisti olarak inşa ediyor. Araştırmayı, pazarlamayı ve elbette verileri konuşturmayı sever.

Bir Cevap Yazın